Alman fotoğraf sanatçısı Walter Schels, ‘kalp durduracak’ bir çalışmaya imza attı.

Alman fotoğraf sanatçısı Walter Schels, ‘kalp durduracak’ bir çalışmaya imza attı.

72 yaşındaki Schels’in Life Before Death (Ölümden Önce Yaşam) başlıklı fotoğraf sergisi, izleyicileri kelimenin tam anlamıyla ölümle “yüzleştiriyor.”

Schels’in Londra’da açılan sergide yer alan fotoğrafları gönüllü modellerin “hayata son bakışlarını” yansıtıyor.
Hepsinin ortak noktası ise bu modellerin hiçbirinin artık hayatta olmamaları ve Schels’in objektifine; silinmek üzere olan gülümseyişleriyle bakarken bunun son pozları olduğunu bilmeleri.

Schels, Ölümden Önce Yaşam başlıklı sergisi için ölümcül hastalığa yakalanmış modelleri kullandı.
Onları ölümlerinden kısa bir süre önce ve öldükten hemen sonra görüntüledi.

ÖLÜM KORKUSU YÜZÜNDEN BU SERGİYİ HAZIRLADI

Schels, kendisini bu sergiyi hazırlamaya yönelten etkenin, çocukluğundan beri peşini bırakmayan ölüm korkusu olduğunu itiraf ediyor.

Çocukluğu İkinci Dünya Savaşı yıllarında geçen ve Münih’te bombardıman yüzünden yanmış, parçalanmış bir çok ceset gören Schels; o zamandan bu yana da ölümden ve ölü bedenlerden korktuğunu söylüyor.

Ölüm korkusunu yenmek için de bu sergiyi hazırlamaya karar vermiş sanatçı.
Schels, proje kapsamında 24 kişinin ölümden önce ve ölümden sonra portrelerini çekmiş.
Sergide bu portrelere, artık hayatta olmayan modellerle yapılan röportaj kayıtları da eşlik ediyor.

Walter Schels, The Guardian dergisine verdiği demeçte “insanlar hep bir şeylerin peşinde koşar ama bu resimlerdeki insanların artık böyle bir ihtiyacı kalmadı.
Bir fotoğrafçı olarak ben de ‘yalan olan herşeyden sıyrılmış’ bu yüzlerin resmini çekmek istedim.
Sodna ulaştığınızda her türlü yalandan sıyrılıp, daha önce hiç olmadığınız kadar gerçek oluyorsunuz” diye konuştu.

Bazı çevreler tarafından etik bulunmayarak eleştirilen koleksiyon, 8 Mayıs’a kadar Londra’daki Wellcome Collection’da sergilenecek.

devamını okuyun

Ders-7: Gün batımı fotoğrafları çekim teknikleri

GÜNBATIMI FOTOĞRAFI

Günbatımının romantik havası amatör profesyonel tüm fotoğrafçıların bu görüntüleri yakalama isteğini uyandırır. Çoğu zaman çıplak gözle görünen güzellikler fotoğraf filmlerine aktarıldığında çekiciliklerini kaybetmekte donuk ve zevksiz bir hale dönüşmektedir. Uyulacak birkaç kural fotoğraflarımızı sıradanlıktan çıkarabilir.

Tripot, filtre ve geniş açalı objektiflerimizi yanımıza alarak fotoğraf çekmeyi düşündüğümüz konunun bulunduğu bölgeye, günbatımından bir saat kadar önce gitmeliyiz. Fotoğraf çekilmeden önce bölgenin birkaç gün gözlenmesi çekim noktasının belirlenmesinde bize yardımcı olur. Bulutların olmadığı bir günbatımı fotoğrafı pek çekici değildir. Özellikle bahar aylarında güneş ışınlarının yatay olarak geldiği zamanlar, fotoğraf çekmek için uygun bir dönemdir. Bu tür fotoğraflarda amaç güneşin batışını anlatmak değil, güneşin batışı sırasında gerek güneşteki, gerekse bulutlarda ve doğadaki renk değişimlerinin ahengini ve esprisini yakalamaktır. Bu nedenle fotoğraflarımızda güneş olmadan da günbatımının bu renk cümbüşünü ifade eden fotoğraflar çekilebilir.

Güneşi çerçevelemenin dışında tutarak, bu bölgenin parlaklık değerine yakın bir noktadan pozometremiz yardımıyla, fotoğraf çekimi için kullanacağımız estantene ve diyafram değerlerini belirleriz. Eğer ölçüm yapılırken güneş karenin içerisine girerse pozometremizi yanıltır. Çünkü bu durumda pozometremiz 125/11 veya 500/ 11 gibi çok yüksek ışık değerleri önerecektir. Bu değerlerle çekilen günbatımı fotoğrafları yetersiz pozlandırma neticesi özelliklerini kaybedecektir. Bulunduğumuz ortama ve güneşin batış saatinden öncesi ve sonrası süreye bağlı olarak değişmekle birlikte 1/60 veya 1/30 estentane ve 1/8 ya da 1/11 diyafram değerleri en uygun değerlerdir. Eğer vizörden görülen görüntü bize göre fotoğrafik bir değer ifade ediyorsa, bu tür fotoğrafların çekiminde ölçülen (önerilen-kullanılan) değerlerin bir alt ve üst değerlerinde fotoğraf çekmek her zaman geçerlidir. Belki bu şekilde birkaç poz fazla harcamakla, güzel bir fotoğraf elde edebiliriz. Günbatımı saatlerinde güneş ışığının ısı derecesi ve buna bağlı olarak bulutların renkleri ve yerleri değişeceğinden sabırla en iyi görüntünün oluşması beklenmelidir. Tabii ki, en iyi görüntüyü bekleyim derken, iyi görüntülerin fotoğraflarını çekmemek bazen elimiz boş geri dönmemize neden olabilir.

Günbatımı fotoğrafları çekilirken güneşin ve bulutların durumu kadar ufuk çizgisi ile makinemiz arasındaki diğer objelerinde durumu çok önemlidir. Deniz veya göl kıyısında günbatımı fotoğrafı çekmek isteyen bir kişi durgun deniz ve gölde boşlukları doldurabilmek için, balıkçı, balıkçı teknesi, kayık, gemi gibi objeleri kullanabilir. Deniz, göl ve ırmak kenarlarında güneşin ve bulutların sudaki yansımaları da fotoğraf karesinin doldurulmasında kullanılabilir. Irmak kenarında balıkçılar ya da kırda yürüyen insanlar, hayvanlar ve çiçekler fotoğraflarımızda kullanacağımız yardımcı unsurlar olarak değerlendirilebilir.

Günbatımı fotoğraflarında pozlama değeri güneş ve çevresine göre alındığında öndeki konular (insan, hayvan vb.) siluet olarak film üzerine düşer. Bu durumdan yararlanarak çok değişik fotoğraflar çekilebileceği gibi ön plandaki konularında net ve belirgin çıkması için dolgu ışığından yararlanılabilir. Örneğin bir balıkçının ön planda olduğu günbatımı fotoğrafı çekilirken flaşla balıkçıyı aydınlatırsak, balıkçı fotoğrafımızda net ve belirgin olarak çıkarken arka fon gökyüzünün mor, turuncu renkleriyle süslenebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, aydınlatılacak obje ile flaş arasındaki mesafenin 3-4 metreyi (kullanılan flaşın ışık gücüne göre değişmekle birlikte) geçmemesidir. Dört metreyi geçen durumlarda flaşın ışık gücü aydınlatılmasını istediğimiz konuyu yeterince aydınlatamayacağından fotoğrafta beklediğimiz etkiyi yaratamaz.

devamını okuyun

Ders-6: Beyaz ayarı nedir, ne işe yarar ?

Beyaz ayarı nedir? Nasıl kullanılır?

Işığın, aydınlatma türü ve koşullarına göre bir rengi vardır. Bu renk farklı ışık kaynaklarında değişiklik gösterir. Kelvin cinsinden tanımlanan ışığın rengi 0 ila 20.000 Kelvin değerine sahip olabilir.

Beyaz olarak tanımlanan ışığın renk sıcaklığı 5500 Kelvin’dir. Bu değerin altındaki ışık kaynakları sarı, turuncu ve kırmızıya doğru kayarlar. Üstündeki ışık kaynakları ise yeşil, mavi ve mora kayarlar.

Geleneksel fotoğrafçılıkta bu renk kaymalarını düzeltmek için renk filtreleri kullanılırken diital fotoğrafçılıkta bunun yerini Beyaz Ayarı (White Balance) adı verilen bir özellik almıştır. Bu fonksiyon ilk olarak video kameralarla sonra da diital fotoğraf makineleri ile hayatımıza girdi.

BEYAZ AYARI NEDİR?

İnsan gözü toleranslı olduğu için ışık kaynaklarının rengini net olarak ayırt edemez. Örneğin bizim gözümüz için Tungsten lamba ile Floresans arasında fazla bir renk farkı yoktur. Ancak fotoğraf makineleri için durum böyle değildir. Onlar ışık kaynaklarının renklerine insan gözünden daha hassas oldukları için ‘beyaz ayarı’ adı verilen renk düzeltmelerine ihtiyaç duyarlar.

Aslında video kameralarla hayatımıza giren bir kavram olan beyaz ayarı uzun yıllardır diital fotoğraf makinelerinde de kullanılan bir teknolojidir. Bu teknoloji yardımı ile fotoğraf üzerinde oluşabilecek istenmeyen renk sapmalarının önüne geçilir.

Beyaz ayarının yanlış yapılması fotoğrafın tamamına belli renk tonlarının hakim olmasına yol açar ki bu da özellikle rengin önemli olduğu durumlarda sorun oluşturabilir.

Işığın gün içinde bile farklı sıcaklıklara sahip olduğu düşünüldüğünde çıkar.

IŞIĞIN RENK SICAKLIĞI DEĞERLERİ

İster gün ışığı, ister faş isterseniz foresan kullanın bütün ışık kaynaklarının bir renk sıcaklık değeri vardır. Gözümüz bu farklılıkları algılamasa da fotoğraf makineleri bu konuda çok hassastır. Aşağıdaki tabloda bazı ışık kaynaklarının renk sıcaklık değerini Kelvin cinsinden verildiğini görüyorsunuz:

1000-2000 K Mum Işığı
2500-3500 K Tungsten ampul
3000-4000 K Güneşin doğuşu/batışı
4000-5000 K Floresan Lamba Flaş
5000-5500 K Flaş
5000-6500 K Açık havada gün ışığı
6500-8000 K Kapalı gökyüzünde gün ışığı
9000-10000 K Bulutlu havada gün ışığı

Işık kaynaklarının verdiği sıcaklık değerlerini bilmek doğru renklere sahip fotoğraf çekmemize yardımcı olacağından önemlidir. Şimdi biraz da doğru renklere sahip fotoğraf çekme konusuna açıklık getirelim:

BEYAZ AYARI NASIL DÜZENLENİR?

Günümüzde en pahalısından en ucuzuna kadar bütün diital fotoğraf makinelerinde beyaz ayarı bulunur. Hata artık kameralı cep telefonlarında bile beyaz ayarı ile ilgili seçenek sunulmaktadır. Türkçe menülü diital fotoğraf makinelerinde Beyaz Ayarı, İngilizce olanlarınad ise White Balance olarak bulunan bu seçenek yardımı ile düzgün renkler elde etmek mümkün olur. Temel Beyaz Ayarı seçeneklerine gelince:

Otomatik, Tungsten (akkor ampul), Floresan, Gün Işığı, Flaş, Bulut ve Gölge Beyaz Ayarı. Biraz gelişmiş ürünlerde ise ortamdan ölçüm yapmaya yarayan Seçimli (Custom) seçeneği de vardır. Çok gelişmiş (diital SLR gibi) ürünlerde ise doğrudan Kelvin değeri girerek Beyaz Ayarı yapılabilir.

Otomatik (Automatic): Genel olarak her ortamda kullanılabilir. Özellikle tek ışık kaynağı ile aydınlatılan ortamlarda başarılı sonuçlar verir. Ancak karışık aydınlatmalı (gün ışığı + tungsten lamba + foresan lamba gibi) iyi sonuç vermeyebilir. Ayrıca çok sık olmamakla beraber bazı ürünlerde Otomatik mod çok başarılı sonuçlar vermez.

Tungsten: Günlük hayatımızda çok sık kullanılan akkor ampuller 2500-3500 Kelvin civarında bir sıcaklık değerine sahiptirler. Bu tip ampul ile aydınlatılan bir ortamda fotoğraf çektiğinizde turuncu/sarı tonların fotoğrafa hakim olduğunu görürsünüz. Beyaz Ayarı’nın Tungsten modu (ki simgesi ampuldür) bu renk tonunu dengelemek için tercih edilmelidir. Bazen bu sarı/turuncu ton fotoğrafa sıcak bir etki vermek için özel olarak tercih edilebilir. Bu durumda mod Otomatik’te kalabilir.

Floresan (Fluorescent): 4000-5000 Kelvin civarında bir renk sıcaklıkığına sahip olan Floresan lambalar açık yeşil tonlarında bir renge sahiptir. Bu renk (eğer düzgün Beyaz Ayarı yapılmazsa) bütün fotoğrafa yayılabilir. Özellikle ortamı veya konuyu soğuk göstereceğinden Floresan Beyaz Ayarı’nın doğru yapılması gerekir.

Günışığı (Daylight): Açık havalarda yapılan çekimlerde tercih edilir. Yaklaşık 5000-5500 Kelvin değerine sahip olan günışığına göre düzenleme yapılır.

Flaş (Flash): Dahili ya da harici faş kullanıldığında bu cihazların renk sıcaklığı olan 5000-5500 Kelvin civarına göre ayarlama yapmak gerekir. Genelde Otomatik mod faş kullanırken de başarı ile çalıştığından bu Beyaz Ayarı’nı fazla kullanmak gerekmez.

Bulut (Cloudy): Bulutlu veya kapalı havalarda tercih edilen bu mod çok sıklıkla kullanılmasa da zaman zaman gerekir.

Gölge (Shade): Açık ya da kapalı havalarda bir bina ya da ağaç gölgesinde fotoğraf çekileceği zaman tercih edilir.

Seçimli (Custom): Bu mod her üründe bulunmaz. Sadece orta/ileri seviye fotoğraf makinelerinde mevcutur. Özellikle karma aydınlatmalı ortamlarda mekandan ölçüm yaparak en doğru beyaz ayarını vermeye yarar. Doğru sonuçlar alınması için gerekli bir mod’dur.

Kelvin: Bu mod da sadece ileri seviye modellerde ve diital SLR ürünlerde bulunur. Kullanıcı doğrudan Kelvin değeri girerek fotoğraf çekebilir. Biraz ışık ve renk sıcaklığı bilgisi gerektirdiğinden rastgele kullanılması zordur. Nokta atışı yaparak en doğru sonuçları almakta yardımcı olduğundan çok işe yarar.

Beyaz Ayarı seçeneklerini kullanırken dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Aydınlatma koşulları ve ışık kaynakları değiştiğinde Beyaz Ayarı’nın da güncellenmesi gerekmektedir. Yanlış Beyaz Ayarı’nın kullanılması istenmeyen renklerin oluşmasına sebep olabilir. Örneğin Tungsten ayarı seçili iken faşla fotoğraf çekerseniz mavi tonlarda bir fotoğraf elde edersiniz.

BEYAZ AYARI NEDEN GEREKLİDİR?

Işık fotoğrafı oluşturan temel öğlerden biridir. Aynı zamanda her ışığın bir sıcaklığı yani rengi de vardır. Mavi tonlarında bir ışık fotoğrafa soğukluk katarken sarı tonlarındaki ise sıcaklık katar.
Bu ve benzeri örnekler artırılabildiğinden değişik ışık renklerini bilip onları uygun şekilde kullanmak biz fotoğrafçıların vermek istedikleri mesajları (sevinç, hüzün, mutluluk, nefret vb gibi) destekler. Bu sayede daha anlamlı ve hedefe yönelik fotoğrafar çekebiliriz.

Amatör kullanımda ise Beyaz Ayarı’nın doğru kullanımı ile çektiğimiz fotoğrafardaki insan yüzleri, binalar, hayvanlar ve tüm konular doğru renklerde çıkarlar. Bu da daha iyi fotoğraf çekmemizde önemli bir adımdır. Kimse annesinin ya da eşinin yüzünün masmavi (ya da sapsarı) olduğu bir fotoğrafa bakmak istemez.

devamını okuyun

Ders-5: Fotoğrafçılıkta Pozlandırma

Fotoğrafçılıkta Pozlandırma

Bir görüntünün kaydedilebilinmesi için kameranın içine bir fotoğrafik malzemenin yani ışığa duyarlı bir malzemenin konulması gerekir. ( film) Pozlama sırasında, objektif ve obtüratör açık kalırlar. Bu süre içinde, görüntünün oluşması başlar. Bu gizli görüntüdür. Işığa duyarlı malzemede üzerine düşen ışığın etkisi ile, ne şekilde değişirse değişsin her zaman için optimum bir sonuç elde etmek mümkündür. Bu optimum sonuç da en iyi görüntüyü veren doğru pozdur.

Genel terimlerle ifade etmek gerekirse, pozlama problemi birkaç açıdan ele alınabilir. Poz öyle ayarlanmalıdır ki, ışığa duyarlı malzemeye ulaşan ışık kayıt yapmak için yeterli olmalıdır. Bu yüzden poz, ışığa duyarlı malzemenin duyarlılık miktarına ve konunun parlaklığına bağlıdır. Konunun en parlak noktalarını ve en az parlak noktalarını birlikte kaydetmek isteyeceğimizden poz buna göre ayarlanmalıdır.

Pozlandırmanın miktarı, verilen diyafram ve obtüratör değerleri ile ayarlanır. Diyafram, objektiften giren ışık demetinin çapını, obtüratör ise bu ışık demetinin filmi etkileme süresini belirler. Böylece büyük diyafram açıklığı ve kısa obtüratör süresi ya da, küçük diyafram açıklığı ve uzun poz süresi kullanılarak aynı poz değerine ulaşmak mümkündür. Hangi diyafram-obtüratör ikilisinin seçileceğinin şartlarını, alan derinliği ve konunun hareketliliği belirler. Eğer konu hareketli ise, ilk amacımız, konuyu net çekmemize yetecek kadar yüksek bir obtüratör hızı kullanılmasıdır.

Böyle bir kısa bir obtüratör süresi kullanıldığında, yeterli poz miktarını sağlayabilmek için, büyük çaplı bir diyafram açıklığı kullanmak gerekir. Ancak bu da alan derinliğinin azalmasına neden olur. Bu da göstermektedir ki bütün bu gereksinimleri karşılayacak doğru pozu bulabilmek için fotoğrafçı zaman zaman bazı noktalardan tavizler vererek sonucu dengelemek zorunda kalacaktır. Bu yüzden poz konusunda karşılaşılacak ilk problem, belli şartlar içindeki konuyu gerekli alan derinliği ve obtüratör hızını sağlayabilecek biçimde çakmaktır.

Yoğunluğu ve kontrastı normal olan negatiflerden, konunun hem ışıklı hem de gölgeli bölgelerinden (yada koyu tonlarından) yeterli detay alınabilir.

Yoğunluğu düşük olan negatiflerde, konunun gölgeli yada koyu tonlarından yeterli detay alınamaz. Çünkü bu bölgelerden yansıyan ışık negatif üzerinde yeterince etkili olamamışlardır. Fotoğraf kağıdı üzerinde temiz beyazlar elde etmek çok zordur ve siyahlarda detay yoktur.

Eğer fotoğraftaki diğer birçok nesnelerinde kabul edilebilir bir şekilde net görünmesini isterseniz diyafram değerini f/16 veya f/22 gibi değerlere düşürmelisiniz. Bu tanımlama amatör fotoğrafçılara veya yeni başlayanlara biraz yanıltııcı gibi görünebilir.
Çünkü küçük değerli diyafram, objektif uznluğunun diyafram çapı’na bölünmesi sonucunda ortaya çıkan değerin büyümesi demek olacaktır ve bunun sonucunda daha büyük bir f-sayısı ortaya çıkacaktır.

Daha da kafa karıştırıcı olan, objektiflerin daha da tuhaf bir sıralanış şeklinde diyafram değerine sahip olmalarıdır. Örneğin: 1.4, 2.0, 2.8, 4.0, 5.6, 8.0, 11, 16, 22, 32, 45, 64 gibi. Her bir adım da objektif içinden gelen ışığın miktarı yarı yarıya azaltılmaktadır/arttırlmaktadır. Neden? Diyafram alanı kare çapının yarısına orantılıdır. Yani f-sayısını 2 sayısının karekökü ile çarpmak objektif içinden gelen ışığıda yarıya düşürür.

Diyafram Açıklığı ve Enstantane Hızını Belirlemenin Kolay Yolu

Yukarıdaki bilgiyi verdikten ve örnekleri gösterdikten sonra, biraz da olsa elde etmeye çalışacağınız estetik sonuçları nasıl elde edeceğiniz konusunda biraz bilgilendiğinizi umuyoruz. Eğer hareket halini göstermek istiyorsanız veya hareketi flulaştırmak istiyorsanız öncelikle enstantane hızını belirleyiniz. Eğer öncelikle net olarak çıkacak alan ile ilgileniyorsanız o zamanda ilk olarak diyafram ayarını belirleyiniz. Eğer çekeceğiniz ortama ve estetik tercihinize uygun bir kombinasyon seçemiyorsanız, o zaman ASA/ISO değeri farklı olan bir film seçiniz veya Digital Kamera kullanıyorsanız kameranın ASA/ISO değerini değiştiriniz. Başka bir alternatif ise objektif önüne takılan natural density filtresi kullanmak olabilir. Bu filtreler net olan bölgeyi değiştirmeden film veya (digital kamerada) ışık algılayıcı sensörlere (CCD vey CMOS) düşen ışık miktarını azaltmaya yararlar.

Peki, film çekerken sonucun tamamen iyi olacağını nasıl bilebiliriz veya fotoğrafın ne az ışık almış nede çok ışık almış şekilde çıkmayacağını nasıl bilebiliriz. Eski zaman fotoğrafçıları bunu tamanen deneyimlerinden yararlanarak yaparlardı. Deneyimlerine göre bir pozlama kombinasyonu seçerler ve eğer birtakım hatalar olmuş ise bunu da karanlık oda da giderme yoluna giderlerdi.

Dijital Kamera Kullanicilarina

Artık teknoloji o kadar gelişti ki özellikle digital kameralarda bu sorunlar ile boğuşmak zorunda kalmıyoruz. Eğer makina SLR tipi bir digital kamera değilse LCD ekranı vardır ve çekim yaparken aynı zamanda da fotoğrafın nasıl çıkacağını bu ekranda görürüz. Ona göre de diyafram ve enstantane değerleri ile oynayarak pozlamayı ayarlayabiliriz. DSLR tipi gelişmiş bir digital fotoğraf makinesi kullanıyor ise bu defada fotoğrafı çektikten sonra makinenin LCD ekranında fotoğrafı görebiliyoruz ve eğer istenilen netice alınmamış ise pozlama değerlerini değiştirerek tekrar aynı (!?) fotoğrafı çekme imkanı bulunmakta. Tabi eğer konu hareket eden bir obje değil ise. 2002 sonuna doğru geliştirilmiş olan DSLR tipi yeni fotoğraf makinelerinde ise görüntü RAW formatında ve makinanın pozlama değerleri saklı tutularak çekilmekte ve makina ile verilmiş olan özel yazılımlar ile sonradan pozlama ayarları bilgisayar ortamında değiştirilerek daha kaliteli görüntüler ve fotoğraflar elde edilebilmektedir.
Bu tür makinalara örnek olarak Canon EOS 1Ds ile Kodak DSC 14n modeli gösterilebilir.

devamını okuyun

Ders-4: Fotografcilikta Alan derinligi

Fotografcilikta Alan derinligi

Alan derinliği odak noktasının önünde veya arkasında bir bölümün net diğer bölümlerin bulanık görülmesidir. Diyafram açıklıklarının, objektiften geçerek filme etki eden ışık miktarını ayarlamasının yanında, ikinci bir görevi de alan derinliğini belirlemesidir. Alan derinliği, netliğin ayarlanmış olduğu yüzeyin berisinde ve ötesinde uzanan netlik bölgesidir.
Yani fotoğrafın ön plandaki en net bölge ile arka plandaki en net siluet bölge arasındaki uzaklıktır.

Net alan derinliğinin kontrolü fotoğrafçının vazgeçilmez olanaklarından biridir. Bunlar netlenen konunun fotoğraf makinesinden uzaklığı, kullanılan objektifin odak uzaklığı ve seçilen diyafram değeridir.

Alan derinliğini kontrol etmeniz için makinenizin diyafram aralığı kontrolüne izin veren ayarları olması gerekir.

1- Cismin uzaklığı :

Yakındaki cisimlere yapılan netleme ile daha az, uzaktaki cisimlere yapılan netleme ile daha fazla net alan derinliğine sahip oluruz.

2- Objektifin odak uzaklığı :

Uzun odaklı objektifler geniş açılı objektiflere göre daha kısa net alan derinliğine sahiptirler.


(Alan derinliğinin objektifin odak uzaklığına bağlı değişimi)

3- Diyaframın açıklığı :

Diyafram kısıldıkça net alan derinliği artar ancak diyafram çapı büyüdükçe net alan derinliği de buna paralel olarak azalır.

Alan Derinliğini Etkileyen Faktörler

* Diyafram çapı küçüldükçe, alan derinliği azalır.

* Kullanılan objektiflere göre alan derinliği değişir; geniş açılı(odak uzunluğu kısa) objektiflerde alan derinliği fazla iken, dar açılı(odak uzunluğu uzun) objektiflerde alan derinliği kısadır.

* Film düzlemi ile netlik yapılan konu arasındaki mesafe azaldıkça, alan derinliği azalır. Aynı şekilde film düzlemi ile netlik yapılan konu arasındaki mesafe arttıkça, alan derinliği artar. Bunun sebebi netlik ayarının kısa mesafelerde çok hassas iken, uzun mesafelerde hassaslığını yitirmesinden kaynaklanır.

3 Adımda Alan Derinliği (DOF) Depth of field

Alan Derinliği, Keskin ve net bölgenin odak noktasına göre fotoğraflanan bölgenin ne kadarının net olarak görüleceği şeklinde açıklanabilir.
3 temel öge ile alan derinliği üzerinde başarılı olabilirsiniz. Bu sizleri fotoğraf konusunda ileriye taşıyacaktır.

1.Lens uzunluğu (Odak Mesafesi)
Kısa lens(geniş açı)=daha uzun alan derinliği
Uzun lens(zoom)=daha kısa alan derinliği

2.Açılış (F Stop)
Geniş açılış(düşük F-STOP)=daha kısa alan derinliği
Dar açılış(yüksek F-STOP)=daha uzun alan derinliği

3.Cisme olan mesafe (lensin cisme olan mesafesi)

Kısa mesafe=daha kısa alan derinliği
Uzun mesafe=daha uzun alan derinliği

Görüş Alanı ( Field of View )
Görüş alanı belirli bir lens tarafından oluşturulan resim boyutu (en ve boy), kamera görüntüleyici boyutu ve nesneye olan mesafenin bileşimidir. Eğer görüş alanı uygun değilse görüş alanını artırmak veya azaltmak için mm açısından farklı lensler kullanılmalıdır.

Kamera lensleri genellikle iki kısma ayrılır: sabit odaklı lensler ve değişken odaklı lensler (ya da zoom lensler). Sabit odaklı bir lens sabit odak mesafesine sahiptir,değişken odaklı lens ise odak mesafesini değiştirebilir. Odak mesafesi merceğin optik merkezinden merceğin arkasında bulunan bir odak noktasına olan uzaklıktır. Bu uzaklık lensin üzerinde mm cinsinden yazılıdır ve mercek tarafından oluşturulan görüş alanını ifade eder.

Bu 3 Öğe

1- Çekmek istediğiniz objeye olan uzaklık (Odakladığınız nokta)
2- Kullanılacak Odak açıklığı (diyafram açıklığı. f4, f5.6, f8, f11 vs.)
3- Objektifin konuya uzaklığı . Ör. 20,24,28,35mm geniş açı, 40-60mm Normal, 60mm ve üstü telefoto olarak ifade edilir.

Obje ile olan uzaklığınız ayarlanması işin kolay kısmıdır, Örnekğin çekmek istediğiniz obje ile aranızda 10metre mesafe varda alan derinliği açısından 35mm gibi bir mercekle işiniz sonderece kolaydır. fakat obje ile aranızda 100m mesafe varsa alan derinliğinin çekimi için fotoğrafçıya geniş bir aralık kalacaktır. işte bu noktada fotoğrafçı özgürçe istediği alanda çalışır.

Alan derinliği Fotoğraflarda kendinizi ifade edebilmeniz için çok iyi bir fırsat sayılır.


Alan Derinliği Hesaplama Formülü :

f : lensin odak mesafesi
D: cismin ile lens arasındaki mesafe
V: cismin dikey boyutu
H: cismin yatay boyutu
v : merceğin dikey boyutu (aşağıdaki tabloda bakın)
h : merceğin yatay boyutu (aşağıdaki tabloda bakın)

devamını okuyun

Ders-3: Fotografcilikta Kompozisyon (Kadraj)

Fotografcilikta Kompozisyon (Kadraj)

Kadraj, fotograf makinenizin vizorunden gorunen goruntudur. Cektiginiz fotografin dogru orantili olarak cerceveye girmesidir. İlgi merkezini ön plandaki nesnelere çerçevelemek fotoğrafta yer alan asıl konuyu diğerlerinden ayırt etmek için gereken derinlik hissini kazandırır. Bir fotoğrafta, kadraja karar vermek konuya bağlıdır.

Çerçeve olarak neyin kullanılacağı buna göre değişecektir. Kadrajlamanın belirli bir kuralı yoktur. Önemlı olan bol bol fotoğraf incelemek, pratik yapmaktir, ilk baslarda kadrajlama bir sorun olarak gozukse de zamanla kendiliginden geliserek harika kompozisyonlara donusecegi kesindir…

Kompozisyon nasil hazirlanir neye gore uygulanir?

Oncelikle fotografini cekmek istediginiz konuyu iyice incelemelisiniz, denklansore basmadan once kafanizda cesitli sekillerde hayal edip en iyisine karar verdikten sonra denklansore basmalisiniz. Arica yaratacaginiz kompozisyonda isigin onemi oldukca fazladir, isigi mumkun oldugunca iyi kullanirsaniz hem kompozisyonu yaratmis hemde en iyi verimi almis olursunuz.

1/3 Kurali

Fotoğrafı çekmeden önce kare, yatay ve dikey olarak üçe bölünür. Bu çizgilerin kesiştiği noktalar iyi bir kompozisyonda ilgi merkezinin yerleşebileceği dört seçeneği gösterir.

Genel olarak konunun tam karenin merkezinde yer aldığı fotoğraflar, konunun merkezden uzakta yer aldığı fotoğraflardan daha az hareketli ve daha az heyecan vericidir. Konunun merkezden kaydırıldığı fotoğraflarda üçte bir kuralı ’ndan (Altın oran) yararlanılabilir. Manzara fotoğraflarında da ufuk çizgisi de üçte bir kuralına göre yerleştirilebilir. Ufuk çizgisini merkeze yerleştirmekten kaçınmalıdır.

Yalınlık

ilk ve belki en önemli öğe yalınlıktır Fotoğraftaki ilgi merkezine dikkat çekmenin yolları aranmalıdır. Bunun bir yolu, konuyu dikkati dağıtmadan ortaya çıkaracak bir fon seçmektir. Fotoğrafta öyle bir kompozisyon yaratılmalıdır ki, fotoğrafın çekim nedeni açık olarak görülsün ve görüntü ye giren tüm nesneler ilgi merkezi olarak seçilen konuyu tamamlasınlar. Demek ki fotoğrafları yalınlaştırmak ve ilgi merkezini güçlendirmek için, karmaşık olmayan bir fon seçmeli, konuya yaklaşarak ilgisiz nesneler fotoğraf alanı içine alınmamalıdır.

Fotografcilikta Geometrik Şekillerin Anlamları

Üçgen

Karşıtlık, zıtlık, eşitlik, içtenlik.Üçgen, piramit, yani
bir temel üstüne kurulu olup, gitgide daralan ve sonunda birleşen şekil,
sağlamlığın, oturmanın, durulmanın sembolü bilinmiştir. Sonsuzluğun,
ölümsüzlüğün sembolü bilinen Mısır piramitleri birer üçgendir. Üçgen
görünüşünün uyandırdığı duygu bakımından, toprağa kök saldıktan sonra
göğe doğru yükselip kavuşan kolları ile sağlamlık duruluk etkisinden başka mistik
etkisi de vardır.Üçgen, çerçeve içinde her yöne doğru olabilir.Bazen de yön
belirler. Resmin altına sağlam bir ağırlık verir ve göz yükseklik noktasını,
beklediği yerde kendiliğinden bulur.

Daire

Düzgün, devamlı hareket, ilginin devamı, düzen, resmiyet, bütünlük, önem ifade ederler. Sonsuzluk sembolüdürler.


Elips

Devamlı hareket, incelik, kadınsılık, yumuşaklık anlamı verir.

Eğriler

Güzellik, dinamizm, hareket duygusu verir, uzaklara götürürler.

Zik zak

Arzu, heyecan, ani değişiklik ifade eder.

Artı

Karşı koyma, birleşen ilgiler, birlik, fedakarlık,nazara karşı koruma duygusu verir.

Kare

Format olarak uygun olmasa da genelde huzur, rahatlık verici,
dinlendirici etkisi vardır.

Dikdörtgen

Çerçeveleme tekniğindeki en önemli şekildir. Genellikle bütün
geometrik figürlerde kullanılır.

Fotografcilikta Çizgi ve Anlamları

Doğru çizgi

Kesinlikle doğruluk, sağlamlık, saflık belirtirler.

Düşey çizgi

Soyluluk, önem, resmiyet, yükseklik, dinamizm, sağlamlık ifade ederler.

Yatay çizgi

Durgunluk, açıklık, dinlenme, barış, genişlik ifade ederler.

Perspektif çizgi

Umut, hareket, ilham duygusunu uyandırır.

Diyagonal çizgi

Güçlü hareketi, heyecanı ifade eder, dikkat çekerler.
1- Düşey kenara 45 dereceden daha az bir açıda bulunan çizgiler, öne doğru hareket
ve güvensizlik duygusu yaratır.

2- 45 derece civarındaki çizgiler öne doğru hızlı hareketi verirler.
3- 45 dereceden daha fazla açıdaki çizgiler düşüşü, dayanıksızlığı ve
aşırı hızı anlatır.
4- 90 derecelik açı yapan çizgiler ise yerleşme, hareketsizlik, statik olma duygusunu
kuvvetlendirir.

Yarım yuvarlak çizgi

Ritmik hareketi, güzelliği, inceliği, değişikliği anlatırlar.
1- Yarım yuvarlak, açık tarafı aşağıya doğru ise hakimiyet, baskı ve sınırlama
duygusu verir.
2- Açık tarafı yukarıda ise, destek ve özgürlüğü anlatır.

Perspektif

Perspektif, objelerin değişik mesafe ve pozisyonlarına göre belirlenen görünümleridir. Lineer perspektif, herhangi bir düzlemde, herhangi bir açıda paralel çizgilerin birleşimini verir. Aerial perspektif, dışarıda belli bir mesafede bulunan objelerin sisli bir görüntünün araya girmesiyle derece derece ışıklandırılması ve görüntünün yumuşatılması işidir.

devamını okuyun

Ders-2: Fotograf Makinesinin Kisimlari

Fotograf makinesinin kisimlari:

A- Diyafram

f açıklığı olarak da belirtilen bu diyafram sistemi İngiliz standardına göre aşağıdaki gibidir.

1.1 –1.2 –1.4 –1.8 –2 –2.8 –4 –5.6 –8 –11 –16 –22 –32 –64
büyür…………………………………… küçülür

Objektiften, makine içine girecek olan ışık miktarını, mevcut koşullara göre ayarlamak gerekmektedir. Diyafram değerleri için standartize edilmiş bir sıralama vardır; her basamak, giren ışık miktarının ikiye katlanmasına veya yarılanmasına yol açar. Diyafram, netlik derinliğinden sorumludur.

Geçmişte kullanılan basit diyaframlar artık yerini otomatik denetimli ve göz uyumunun makineye uyarlanmış biçimi olan iris diyaframlara bırakmıştır.
Önceden kurulan (preset) diyaframlarda diyafram açıklığı önceden ayarlanır. Netlik ayarı sırasında diyafram kendiliğinden tümüyle açılır. Deklanşör’e basılınca ayarlanan açıklığa döner.

İnsan gözünün mükemmel bir diyafram özelliği vardır. Az ışıkta açılarak,
fazla ışıkta kapanarak otomatik olarak diyafram özelliği gösterir. Fazla
ışıkta göz bebekleri küçülür, az ışıkta açılır. Fotograf
makinelerinde bu işlem otomatik olarak makine üzerinde bulunan pozometre veya
objektif üzerinde bulunan diyafram halkası yardımıyla yapılarak objektiften
giren ışık ayarlanır

• Diyafram Açıklıkları
Diyafram açıklığı (f/ ) değeri, merceğin odak uzaklığının diyafram çapına oranı olarak tanımlanır.

Örneğin,

f=200 mm, R=50 mm ise
(200/50 = 4) f/4
f=200 mm, R=100 mm ise
(200/100 = 2) f/2

Diyafram sonuna kadar açıldığında, objektifin en ışıklı durumudur ki bu durumu objektifin nispi açıklığıdır. Bundan sonraki değer, objektifin nispi açıklığının yarısına eşit ışık geçirecek biçimde bir büyüklük olarak kabul edilir.

f açıklığı olarak da belirtilen bu diyafram sistemi İngiliz standardına göre aşağıdaki gibidir.

1.1 –1.2 –1.4 –1.8 –2 –2.8 –4 –5.6 –8 –11 –16 –22 –32 –64
büyür…………………………………… küçülür

Diyafram açıklıkları kısaca f stop ya da durak olarak da adlandırılır. İki diyafram arasındaki her bir durağa “din” denir.

Diyafram, filmi etkileyen ışık miktarını denetlemenin yanında, alan derinliğini de denetler. Diyafram kısıldıkça alan derinliği artar. Diyafram kısılınca objektifin net görüntü koşulu olan en kaliteli yeri yani merkezi bölgesi kullanılmış olur.

B- Enstantene – Obturator

Fotograf makinelerinde objektiften geçen ışık miktarının
tam olarak kontrol edilebilmesi için ışığın geçme süresini kontrol altında
tutmamız gerekir. Bu süreyi ayarlamak için makinelerde bulunan düzenek obtüratördür.
Obturatör pozlama süresini ayarladığı gibi aynı zamanda hareketli konuların
çekiminde hareket hızının sabit bir şekilde pozlanmasını da sağlar. Çok
hızlı hareketlerde sabit görüntü pozlamak için ışığın geçiş süresinin
zamana oranla daha kısa sürede pozlanması gerekir. Bu nedenle üretici
firmalar kendi aralarında bir teknik yarışa girmişler ve sonunda saniyenin
iki binde birine kadar kısa sürede açılıp kapanan obturatörler yapmışlardır.
Bu sürenin hem fotograf eğitiminde öğretilmesi hem de kullanıcılar tarafından
daha iyi kontrol edilmesi için uluslararası standartlarda bir çizelge oluşturulmuştur.
Üreticiler bu standartlarda fotograf makineleri üretmektedir.

Obturatör değerleri ( 1 – 2 – 4 – 8 – 15 – 30 – 60 – 125 – 250 – 500 – 1000 -
2000 ) olarak fotograf makinelerinde bulunmaktadır.

1 değeri bir saniyedir. Yani objektiften 1 saniye süreyle ışık filme aktarılır.
2 değeri ise saniyenin 1/2 si kadardır yani yarım saniyedir. 4 ise saniyenin
1/4 kadarıdır. 500 değeri saniyenin 500 de birinde içeri ışık almaya
yarar. 2000 ise saniyenin 1/2000 süresinde çok kısa bir sürede film düzlemine
ışık düşürmeye yarar.

Bu zaman değerlerinin haricinde bazı makinelerde B ve T harfleri vardır. T
harfi (time) zaman sözcüğünün baş harfidir.  Makinenin enstantane
ayarı T harfine getirilip deklanşöre basıldığında ışık içeri alınır.
Tekrar basıldığında ışık kesilir. Bu duruma poz verme denir. Bu şekilde
makinenin ışık alma süresi el ile ayarlanır. Özellikle çok karanlık
ortamlarda ve bir saniye ışık pozlama süresinin yetmediği zamanlarda bu şekilde
çekim yapılır. B harfi ise aynı işe yarar sadece makinenin mekanik düzeni
farklı çalışır. B harfi kullanılarak çekim yapılırken deklanşöre basıldığında
ışık içeri alınır. Deklanşörden elimiz çektiğimizde ışık kapanır.

C- Vizor- Bakac

Vizörün Türkçe karşılığına Bakaç diyebiliriz. Vizör makine
objektifinde oluşan ve film düzlemine düşen görüntünün fotografcı tarafından
görülmesine yarayan bir optik ve ayna düzenidir. Görüntüsü çekilen
konunun çekim sırasında fotografcı tarafından kontrol edilmesine olanak
verir.
Fotoğraf makinesinde, film üzerine düşecek görüntünün çerçeve olarak denetimini sağlar. Vizör yardımıyla fotoğrafını çekmek istediğimiz konunun hangi kısmının ve ne kadarının filmin üstüne ne büyüklükte ve nasıl geleceğini izleyebiliriz. Bakacın doğrultusu, objektifin doğrultusundadır.

Fotoğrafı çeken kimseye fotoğraf makinesinin objektifinin çerçevelediği sınırları iletir. Fakat her bakaç, film üzerine kaydedilen görüntünün sınırlarını tam olarak iletmez. Bakacın ilettiği görüntü ve film üzerine kaydedilen görüntü arasındaki çerçeve farklılığına “paralaks” hatası denir. Bu hata daha çok yakın ve ayrıntı çekim ölçeklerinde, refleks olmayan veya çift objektifli refleks fotoğraf makinelerinde ortaya çıkar. Görüntülenen konuya yaklaşıldığı oranda paralaks hatası artar. Bakacın ve objektifin görüntü ekseni arasındaki düzlem farkından doğmaktadır.

Modern Fotograf Makinası


Geciktirme Otomatiği (Self Timer)

Otomatik deklanşör olarak da tanımlanan, örtücüyü belli bir süre sonunda kendiliğinden harekete geçiren bir zamanlayıcıdır.

Sarma Motorları

Film sarma düzeneğinin bir motor ile otomatik olarak hareket ettirilmesini sağlayan düzenek.

Otomatik Netleme Düzeneği (Auto Focus)

Makine veya objektif üzerine monte edilen küçük bir elektrik motoruyla, deklanşöre yarım basmak suretiyle netliğin otomatik olarak yapan sistem.

Otomatik Poz Ölçme Düzeneği ( Spot, Matrix, Center Weighted )

Klasik fotograf makinalarında bulunan genel ölçüm sistemlerine ek olarak, kadraj içerisinde tam orta noktadaki ışığı ölçebilen noktasal ölçüm ve kadraj içerisinde bulunan orta daire içerisindeki ışığı önemseyerek Pozlandırma değerini ölçen elektronik ışık ölçerlerdir.

Elektronik Flaş Bağlantısı

Klasik fotograf makinalarında bulunan flaş bağlantısına ek olarak geliştirilmiş flaş kullanan ve bu flaş değerlerini, ayarlanan mesafe ve kullanılan objektifin görme açısına göre otomatik olarak düzenleyen elektronik sistemler.

Programlar (P,S,A,M )

Elektronik aksamlı fotograf makinalarında gelişmiş birtakım programlar bulunur. Bunlar fotografçıya büyük kolaylıklar sağlar.
P program: Fotograf makinası içerisinde bulunan ışık ölçerin (pozometre) moduna (spot, matriks, center) bağlı kalarak enstantane ve diyafram ayarlarını makinanın kendisinin yapmasıdır.
S program: Fotografçı enstantaneyi belirler ışık ölçer, moduna bağlı kalarak diyaframı kendisi ayarlar.
A program: Fotografçı diyaframı belirler, ışık ölçer moduna bağlı kalarak enstantaneyi kendisi ayarlar.
M program: Fotografçı enstantane ve diyafram ayarlarını manuel olarak kendisi ayarlar.

Pil Yuvası

Fotograf makinasının elektrikle çalışan tüm aksamına (ışık ölçer, motorlar vb.) enerji sağlayan piller burada bulunur.

Seri Çekim Otomatiği

Fotograf makinasının deklanşörüne basıldığı sürece ardı ardına fotograf çekmeye yarayan düzenektir. Seri fotograf çekilmek istenildiği zamanlar için tasarlanmış ve günümüz teknolojisi ile saniyede 12 kare fotograf çekilebilmesi mümkün olmuştur.

devamını okuyun

Ders-1: Fotograf makinesini taniyalim.

Gunumuzde dijital fotografciligin kazandigi oneme ragmen fotografcilikta bilinmesi gereken temel kurallari sizlere bu bolum altinda dersler olarak anlatmaya calisacagim.
Temel kurallar bittikten sonra dijital fotografciliga gecisi ve dijital fotografciligin temel ilkelerinden, fotograf cekim tekniklerinden bahsedecegim…
Yazilarin bazilari Ingilizce`den Turkce`ye tarafimdan cevrilmistir ve cogu kendi notlarimdir, geri kalanlar ise cesitli kaynaklardan yararlanarak toplanmistir…

Tesekkurler…


Fotograf makinesini taniyalim:

Fotoğraf, belgelenmek istenen objeden yansıyan ışığın duyarlı yüzey üstüne düşmesi ve duyar kat üstünde sabitlenmesi işidir. Fotoğraf makinesinde, belgelenmek istenen objeden yansıyan ışık; objektifte ulaşır ve odaklanır,sonra,hemen objektifin içinde bulunan ve adına diyafram denen diske ulaşır. Bu diskin amacı;gelen ışığın şiddetinin ayarlanabilmesidir. Bu işi ise ortasında bulunan ve kullanıcı tarafından ayarlanabilen bir delik sayesinde yapar. Objektifte toplanan ve odaklanan ışık diyaframdan geçerek örtücüye ulaşır. Örtücü perde çekim sırasında önceden seçilen bir süre boyunca açık kalarak, ışığın film üzerine düşmesini sağlar.

Başlangıçta sadece fotografı çekecek kişi tarafından gövde üstünde yapılan ayarlar zamanla elektronik sistemlerin gelişmesi ile otomatik yapılır hale geldi. Yardımcı motorlar ile film sarımı, zoom işlemi yapılır oldu.

Makineler yapılarına göre isimlendirilirler:

1. Kompakt modeller (Compact)

Daha hafif ve ucuzdurlar. Günlük ve kolay kullanım için tasarlandıklarından birçok işlemi ortalama değerleri bularak otomatik olarak yaparlar. Siz sadece deklanşöre basarsınız. Objektifleri genelde sabit 35mm’dir. Yeni modelleri zoom özellikli sabit objejtiflere (35-105mm) sahiptir. Ayrıca APS film ile film takma kolaylaşmış, kazara filmi yakma riski de ortadan kalkmıştır. Bu makinelerin vizörü ayrı açı ile görüntü yansıttığı için paralaks (parallax) hatasına yol açabilir.

2. SLR modeller (Tek objektifli refleks/Single Lens Reflex)

Kompakt kameraya nazaran daha profesyonel kullanilan kamera cesitidir. SLR`nin en buyuk ozelligi fotografcinin fotografa kendi mudahele etme imkanini vermesidir. Gunumuzde bir cok fotografcitarafindan kullanilmakta ve gun gectikce ozellik olarak daha cok gelistirilmektedir.

Makinenin Ana Ögeleri

Fotograf makinalarının ana ögeleri:

a: karanlık kutu
b: objektif
c: film taşıyıcısı

Zamanla makine üreticileri ana ögelere yararlı yardımcı ögeler ekleyip geliştirerek bugün kullandığımız fotograf makinalarına gelmişlerdir. Yeni üretim ve her türlü ayrıntıyı üzerinde barındıran fotograf makinalarının gövdeleri aslında hala birer karanlık kutudan ibarettir.

Karanlık Kutu

yukarida gordugunuz gibi obje (F) fotograf makinesinin sensorune karanlik kutu`dan gecerek ters olarak yansimaktadir.


Fotograf makinasının objektifi ile filmin ara mesafesini belirleyen, içerisine takılan filmi ışıklı ortamlardan koruyan gövde kısmıdır. Objektif ve film taşıyıcısı için taşıyıcı görev üstlenir.

Objektif

Genellikle birden fazla mercek elemanından oluşan ve temel işlevi film düzlemi üzerine görüntü düşürmek olan mercek sistemleridir.

Film Taşıyıcısı
Filmin karanlık kutu içerisinde netleme (odak) düzleminde düzgün ve optik eksene dik tutan taşıyıcı sistemdir. Böylece objektif ile yapılan netlik film düzlemine aktarılabilir.
Makina gövdesine takılıp çıkarılan türde ise filmin önüne sürülen bir plaka ile filmi ışıktan korur.

ALINTIDIR

devamını okuyun

Dinozorlar ‘yata yata’ büyümüş !

FILORIDA – Florida Üniversitesi’nden Dr. Brian McNab’a göre yiyeceğe kolay ulaşmaları ve avlanmadıkları zamanalarda hareketsiz kalmaları, dünya üzerinde yaşamış en iri yaratıklar olan dinozorların dev boyutlara ulaşmasına neden oldu.

090707 dino1.hlargeKan sıcaklıklarını düzenleyebilmeki için dinozorların vücutlarının büyük olduğu bilim dünyasında kabul edilen genel görüş… Ancak McNab’a göre yiyeceklerin bolluğu daha önemli bir etkendi.

McNab iddiasını geliştirdiği bir modele dayandırıyor. Bu modelde, mavi balina ve fil gibi günümüzde yaşayan büyük memelilerle soyu tükemiş vejeteryan rhinoceros gibi dinozorlar türlerinin kütle, enerji harcamalasrı ve vücut büyüklükleri karşılaştırıldı.

Bazı dinazorlar kertenkele, kaplumbağa yada yumurta ile beslenriken bazıları diğer dinozorları avlıyordu. Ancak dinozor türlerinin büyük bölümü otoburdu.

Fosillerden elde edilen bilgilere göre otobur dinozorların temel yiyecek kaynakları, palmiye ya da sekoya gibi ağaçların yapraklarıyla, eğreltiotu, karayosunu ve çiçekli bitkilerdi. Bulgularını ‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı dergide yayınlayan McNab’e göre; “bütün gününü televizyon karşısında yüksek kalorili abur cuburla geçiren obezler gibi, dinozorların da devasa cüssesi bereketli kaynaklara kolaylıkla ulaşmaları ve az enerji harcamalarının sonucuydu. Bazı dinozorlar, benzer şartlarda yaşayan günümüz kara memelilerinden sekiz kat daha büyüktü.

Otçul türlerin vücut büyüklüğünün maksimum düzeye ulaşmasının temel nedeni, kaynakların niteliği ve bolluğu kadar, hareket eksikliği ve düşük enerji harcamalarıydı.”

www.ntvmsnbc.com

devamını okuyun

200 bin yıl önce ölen filin fosili bulundu

Endonezya’da 200 bin yıl önce çamura saplanarak ölen, nesli tükenmiş bir filin fosili bulundu.

file.ashx
Endonezya’da 200 bin yıl önce çamura saplanarak ölen, nesli tükenmiş bir filin fosili bulundu.

İngiliz Times gazetesinin haberine göre, Endonezyalı bilim adamları, modern Asya filinin tarih öncesi atası olan filin fosilini, Doğu Java’da terk edilmiş bir kum ocağında buldu.

Fosilin, Solo Nehri’ne bitişik kum ocağında geçen Nisan ayında iki kişinin ölümüne yol açan bir toprak kayması olayı üzerine keşfedildiği, Avustralya’daki Wollongong Üniversitesi ve Jeolojik Araştırma Enstitüsünden bilim adamlarının bölgede 4 hafta boyunca kazı yaptıkları belirtildi.

Wollongong Üniversitesinden paleontolog Gert van den Bergh, Times’a yaptığı açıklamada, fil fosilinin, bölge için çok önemli bir keşif olduğunu belirterek, bu şekilde tam bir iskeletin bulunması durumuyla çok nadiren karşılaşıldığını söyledi.

Endonezya’daki bir mağarada 2003 yılında Hobbit olarak bilinen pigme iskeletini bulan Avustralyalı arkeolog Mike Morwood’un araştırma ekibiyle çalışan Gert van den Bergh, filin, 200 bin yıl önce burada çamura saplandığına ve su seviyesinin yükselmesi nedeniyle çabucak sular altında kaldığına inandıklarını kaydetti.

Gert van den Bergh, normalde bu şekilde ölen hayvanların et obur hayvanlar timsahlar veya diğer yırtıcı hayvanlar tarafından yendiğini, tahminen bu filin nehrin sığ sularında çamura saplandığını, öldüğünü ve üzerinin çabucak kumla kaplandığı belirtti.

Bilim adamlarının Batı Java’da Bandung’daki Jeoloji Müzesi’nde saklanan filin ne kadar büyük olduğunu anlamak için iskeletini inceleyecekleri, hayvanın modern Asya filinden daha büyük olduğunun sanıldığı bildirildi.

Filin uyluk kemiğinin 1,2 metre, omuz yüksekliğinin de yaklaşık 3,2 metre olarak hesaplandığı kaydedildi. CNN-TÜRK

devamını okuyun

prev posts