Öykü

Seninkisi

“Kaçta geldi?”

“Bire doğru.”

“Duymamışım…”

“Kırkıncı uykuna geçmiştin, kahve içince uyku tutmadı, gittim mutfakta oturdum.”

“Acıkmışsındır?”

“Ne alakası var canım.”

“Yeme diyorum dinlemiyorsun.“

“Bırak şimdi beni Hilmi… bana bak, nereye gitmişler var mı kart harcaması?”

“Şimdi baktım seninkinin ek kartına, Kadıköy’de bir bara gitmişler, sonra çorbacıya geçmişler. Başka bir şey yok.”

“Ne kadar harcamış?”

“Çok değil.”

Bir süre sessizlik oldu ve sonra:

 “Bu böyle hayalet gibi girdi kapıdan. Önce yanındaki kadını fark etmedim, iyi ki seslenmemişim.”

“Eeeee?”

“Sonra bir kıkırdama sesi geldi, bekledim, ses etmedim.”

“Eeeee?”

“ Bizimkisi mutfakta ışığı görünce yanıma geldi, ‘anne biz arkadaşımla odadayız haberin olsun dedi.’”

“Sen ne dedin?”

“Ne diyeceğim, tamam oğlum, dedim.”

“İçkili miydi?”

“Çok değildi ama… iyiydi yani neşeliydi.”

Kadın hafifçe eğildi sesini alçalttı:

“Yanağında ruj lekesi vardı.”

Adam güldü.

“E kırk yılın başı çapkınlık yapıyor seninkisi…”

“Yahu yapsın da…  artık yaşı kırk, hala anne babayla yaşıyor ne bileyim işte.”

“İşten ayrıldıktan sonra depresyon depresyon. Bitmedi. Naif çocuk… Napacan?”

“Hiç yakın zamanda iş baktı mı?”

“Arada bir bakıyor, konuşuyor birileriyle… çalışmamı mı istiyorsunuz diye soracak sonra üzülecek diye hiçbir şey demedim.”

“Ah be oğlum ah… böyle yanımızda şey gibi!”

“Ne gibi Hilmi?”

“Yahu işte!”

“Bizim oğlumuz o Hilmi!”

“Zeynep o benim canım, ciğerim… demem o ki hani evli olsa karısıyla yanımızda kalsa filan hiç gam yemem. Fakat adamın bu yaşta kendine ait bir yeri bir yurdu olmalı. Annesinin babasının yaşadığı eve kadın, kız getiriyor, gücüme gidiyor.”

“Kısmet… belki bundan sonra.”

“Zor bundan sonra.”

“Bak ne diyeceğim Hilmi, bu kadınların evi yok mu?”

 “Ne bileyim ben.”

“Sakın evli olmasın.”

 “Nereden çıkardın şimdi bunu?”

“Buraya geldiğine göre kendi evi müsait değil demek ki.”

“Belki de… Kim bilir.”

“Evli kadınla beraber olur mu seninkisi?”

“Ne bileyim… Sen demiştin ya geçen sefer eve getirdiği evli diye.”

“Biriyle telefonda konuşurken duymuştum, kadının ayrılmak üzere olduğunu söylemişti seninkisi.”

“Amaaan  ne fark eder?”

“Evliyle işi ne?”

“E Zeynep milletin ahlak bekçisi biz miyiz?”

“Doğru da ben de istiyorum ki şöyle düzgün bir kadınla…”

“Yahu sen istediğini iste, o istiyor mu?”

“İstemiyor mu?”

“İstese ne olacak? İş yok, güç yok neyle geçinecek? Zeynep, oğlan kendine güvenmiyor anlamıyor musun? Ancak benim senin kartla böyle idareten. Kadınlar çalışmayan… tövbe tövbe… adam ister mi bu devirde.”

“Benim oğlum efendi çocuktur, dünya iyisidir, o kadınlar daha iyisini mi bulacak? Hem onun kimseye müdanası yok, biz varız!”

“Tabii tabii…”

“Ah ah… O işten ayrılmasaydı.”

“Ayrılmasaydı mutsuzluktan kaybedecektik oğlanı Zeynep, hassas bizim evladımız. Bırak şimdi sızlanmayı da bana bak sonra ne oldu?”

“Sonra ne?”

“Gece, gece.”

“Sonra yattım, bizim yatak odasının kapısını kapattım, ayıp olmasın diye.”

“Eeee?”

“Eeesi bir süre fısıldaşarak konuştular.”

“Eeee?”

“Sonra seninkisi mutfağa gitti su aldı, kapakta iki birası vardı onları da almış.”

“Cila yapmışlar desene.”

“Her neyse… Sonra sesleri kesildi.”

“Hımmmm.”

“Sonra sesler geldi.”

“Ne sesi geldi?”

“Ayyy ne bileyim işte

proventil Prix: Achat en Ligne Sans Ordonnance

, kulak kabartmadım ama uykum kaçmıştı bir kere, ister istemez duydum…”

“Ne duydun?”

“Yahu ne bileyim bir adam bir kadın odada ne yapar Hilmi? Bak şuna ya söyletecek illa…”

“E merak ettim ne var bunda?”

“Merak etmişmiş… Neyse dalmışım sonra. Sabah mutfaktan sesler geliyordu. Sen yine horhordun. İkisi de acıkmış, seninkisi menemen yapmış kadına!”

“Hımmm en iyi yaptığı şeyle hava atmıştır kerata, eeee?”

“Eesi yememişler de yalayıp yutmuşlar. Buzluktan beş dilim ekmek ısıtmış fırında, tabaklar sıyrılmaktan yıkanmış gibiydi.”

“Köftehor, eli nasıl da yatkın yemek yapmaya. Aşçı olsaymış keşke. Bize de yapsana bir menemen Zeynep böyle anlatınca canım çekti.”

“Dur şimdi Hilmi canım sıkkın zaten, menemen diyor bu da ya!  Bunlar hala içeride yatıyorlar bilmem farkında mısın?”

 “Hadi canım!”

“Aaa bilmiyor musun?”

“Gece uyumadılar tabii normal.”

 “Normalmiş… Bize göstermek istemedi kadını seninkisi.”

“Yav bırak göstermesin. Keyfine baksın. Ben onun yaşındayken iki çocuk babasıydım… Erkek adam, ihtiyaçları var.  Kadını annesiyle babasıyla tanıştırıp ne diyecek, utanır yahu ikisi de.”

“Ciddi biri olsa keşke.”

“Seninkine sorduydum bir önceki kadını.”

“Ne zaman sordun?”

“Geçen ay konuştuk biraz, sen komşudaydın. Niye tanıştırmadın dedim seninkine?”

“Niye bana söylemedin bunu?”

“Erkek erkeğe konuşmak istedim ama canı sıkıldı seninkinin sorunca. Utandı. Önemsizdi filan diye geveledi. Üstelemedim ben de.”

“Ah be oğlum. Bana bak Hilmi aklıma şey geldi.”

“Ne geldi?”

“Acaba bir artı bir ev mi tutsak, belki biriyle ciddileşir sonra iş bulmak için de isteklenir ha?”

“Bilmem ki?”

“Şurada yakınımızda bir yerde tutarız, burada yer içer, ben arada temizlerim arkasını toplarım filan, gözümüzün önünde kontrol altında. Ne dersin?”

 “Dur bizim emlakçıyı arayayım!”

“Eeee ne dedi emlakçı?”

“Dedi ki bir artı sıfırlar iki beş yüzden başlıyormuş.”

“Yapma be… Koy üstüne şuyu buyu en az dört bin.”

“Çalışsaydı o yarısını karşılasaydı yarısını da biz verseydik.”

“Ne zaman iş bulacak bu işsizlikte?”

“Bilmiyorum ki…”

“Ya sonra hepsi bize kalırsa? Sadece masrafla bitmiyor ki. İçine yatak, koltuk, TV ne bileyim bir sürü şey koymalı. Bir de onların taksitini öde, hayatta geçinemeyiz Zeynep, senin benim emekli evi ancak idare ediyor.”

“Ne olacak ya?”

“Zeynep söyle bakayım bana bir yılda kaç kere oldu bu böyle ha?”

“Kaç kere ne oldu?”

“Eve kadın arkadaş getirdi?”

“Bu kadınla birlikte üç işte.”

“Eeee…. Boş ver, görmezden gel. Onca masrafa girmektense duyma, görme, konuşma!”

“Ses geldi.”

“Yapma ya…”

Kadın sesini alçalttı.

“Salona geçtiler.”

“Kalk Zeynep yatak odasına kapanalım, rahat etsinler.”

“Bir kahve yapsam bıraksam, içerlerdi belki?”

“Boş veeer kendileri yapsın, kalk hanım kalk sessiz ol, duymasınlar.”

Yazar
Müjde Alganer
Ankara'da doğdu ve büyüdü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Kaynakları Yüksek Lisans bölümüne devam etti. Farklı bankaların, fabrikaların ve danışmanlık şirketlerinin insan kaynakları bölümlerinde çalıştı. Beyin avcılığı yaptı. İlk romanı, "Yedilemma" Sistem Yayınlarına bağlı Galata tarafından 2010 senesinde, "Var Olmak Yasaktır" adlı romanı ve "Ruj" isimli hikâye kitabı Goa Yayıncılık tarafından 2016 yılında ve üçüncü romanı "Ziziro" Artemis - Alfa tarafından 2019'da yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsiniz

Şuna Bir Yanıt: Seninkisi

  1. Anı kuyumdan çıktı geldi
    Biraz solukta olsa hatırlıyorum
    Bizimkiler sohbette etmişlerdi
    Teşekkürler…

Yavuz Çakmakkaya için bir cevap yazın Cevabı iptal et