2020 yılında neler okudunuz?
Uzun yıllardır varolan tematik okuma alışkanlığımı kaybettiğim bir yıl oldu. Salgın koşullarında daha çok kurmaca edebiyat okumuş olabilirim. Yıl içerisinde çıkan şiir kitaplarını ıskalamadan okumaya çalıştım. Dijital ortamda yayınlanan şiir dergileri de dahil her şeye rağmen çıkmaya devam eden dergileri de. Yayınlanmaya başlamasıyla pandeminin ortasına düşen ancak arşivlik sayılarla yoluna devam eden Ecinniler’i ayrı anmak isterim. Şimdiye kadar belki de ilk defa bu yoğunlukta salgın dolayısıyla bilimsel makale okudum. Oğulların okuma listesine göre onlarla birlikte çocuk kitapları bir de, ki bunlar şifa niyetineydi.
Pandemi süreci hayatınızı ve çalışmalarınızı nasıl etkiledi?
2020 salgından önce ve salgından sonra diye anacağımız bir dönemin sıfır noktası oldu dünya için. Yeniden dizayn edilen bir dünya. Ona ne kadar ait olduğunuzun onunla ne kadar devam edeceğinizin belirsizliği içinde ‘hayatta kalma ilkesi’ne kadar daralan bir alanda, bir tecrit mekanına dönen evde/ karantinada sokaktan kopmadan bana bir koza olan ‘mor balkon”da; pandeminin ilk zamanları özellikle, okumak için elime aldığım ne varsa ya baştan kenara koydum ya da başlayıp yarım bıraktım. Oysa günlük koşturmacanın, okuldaki derslerin, iki oğulu tek başına büyütmenin, birçok angaryanın arasında biraz zamanım olsa neler neler yaparım deyip kendime mızmızlandığım “zaman”la baş başa kalmıştım. Ancak düşlediğim bu değildi elbette. Dolayısıyla bahar ortasına kadar kendimi zorlayarak bir nevi şizoid okumalar yaptığım, odaklanamadığım için kuramsal kitaplardan kaçındığım bir dönem geçti. Ergenliğin kapısında duran iki oğlan ile ilk şoku atlattıktan sonra kendimi onlara teslim edince her şey biraz daha yoluna girdi. Şartlanmışız bir kere tematik yaşamlara. Hiçbir zaman çok planlı bir insan olmasam da yapma niyetim ve olasılığım olan şeyleri derler toparlardım. 2020 içinde başta akademik çalışmamın ikinci kitabı olmak üzere yarım bıraktıklarımı tamamlama şevkim vardı. Ancak pandemi ile birlikte online ders veren bir eğitimci olarak kendimi “evdekal”an şanslılar kümesinden sayıp, işe gitmek zorunda kalan yığınlar karşısında baş edemediğim ağır bir mahcubiyet duygusunun içinde kaldım. Bundan dolayı sanıyorum uzun süre bir şey yazamadım, kendimi bu berbat süreçten faydalanmış olarak bulmak istemedim. Mayıs ayı ile birlikte içim biraz daha duruldu, duygu durumumu kontrol altına almayı başardığımda da pandemi sürecinin büyük payını atlamadan söylemeliyim İstanbul’dan göç kararı aldım. İnsan kökünü sökmeye meyledince kendine şaşıra şaşıra güçleniyor. Bu karardan sonra artık ev de şehir de mekansızlaştı benim için… müthiş bir rahatlama, aydınlanma diyelim. Taşınma sürecinde kitapları kolilerken unuttuğum nice kitaba yeniden döndüm. Her karşılaşma beni başka okumalara ve deneyim alanlarına götürdü. O günlerde kalem ile arama giren mesafe de kısaldı ve İstanbul’da yazdığım son şiirler birikti, birikti…onlarla göç ettim.
2021 yılı için çalışma planınızda neler var, yeni bir kitap ya da farklı bir proje?
İşin açıkçası ölmemeye çalışmak yeterince kapsamlı bir proje. (Bu arada şu proje sözcüğünü ne zaman görsem duysam kullanmak zorunda kalsam paslı bir demiri yalamışım tadı kalıyor dilimde). Artık Akdeniz’deyim. Uzaktan eğitim sürecinde “çocuklarla mitoloji” ve “çocuklarla felsefe” çalışmalarına daha fazla ağırlık verdim. Onlar için yazmak istiyorum. Konuşmalar Kitabı’nın gözden geçirilmiş ve genişletilmiş yeni baskısını hele bi görelim bir müddet sadece çocuklar, doğa ve müzikle yaşayacağım. Yaşamak mı dedim…bilemiyoruz ki!

