Sinema / TV

Black Widow: Filmi çevreleyen tartışmalar ondan daha ilginç ve açıklayıcı

Black Widow, çizgi roman yayıncısı Marvel Comics’teki karakterlere dayanan 24. film. Scarlett Johansson’un canlandırdığı Natasha Romanoff ve aile üyelerinin bir Rus generalinin dünyaya hükmetme planına engel olması anlatılıyor. Amerikalı senarist Eric Pearson tarafından yazılan ve Avustralyalı Cate Shortland tarafından yönetilen filmde ayrıca Florence Pugh, Rachel Weisz, David Harbour ve Ray Winston rol alıyor.

9 Temmuz’da ABD’de 4.100 sinemada ve Disney+’da eşzamanlı gösterime giren Black Widow şimdiden dünya çapında yaklaşık 320 milyon dolar kazanç sağladı. Filmin bütçesinin 200 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

Shortland’ın filmi 2019’da çekildi ve başta Disney Studio tarafından 1 Mayıs 2020’de gösterime girmesi planlanmıştı. Pandeminin patlaması bu planı bozdu. 2020 Mart ayının ortalarında Variety, Disney’in filmlerinden birkaçının açılışını hâlihazırda ertelemiş olduğunu ancak başka bir büyük filmi çöpe atmak zorunda kalmamak için Black Widow’u ertelemekten kaçındığını açıkladı. Fakat New York, New Jersey, Ohio, Pensilvanya ve Washington da dahil olmak üzere birçok eyalette sinema salonlarının kapatılması emredildiğinden bu kaçınılmazdı.

Black Widow’un gösterimi ilk olarak Kasım 2020’ye ertelendi. Eylül 2020’de Disney, gösterimi 7 Mayıs 2021’e kadar yeniden erteledi. Mart 2021’de filmin açılışı bundan üç hafta öncesine üçüncü kez ertelendi.

Black Widow 1995 yılında başlıyor. Bir çift Rus gizli ajanı olan Alexei Shostakov (Harbour) ve Melina Vostokoff (Weisz), kızları Natasha (Johansson) ve Yelena (Pugh) ile Ohio’da normal bir banliyö ailesi gibi yaşarlar. Görevleri tamamlanan ve yakalanmak üzere olan çift “çocukları” ile Küba’ya doğru yola çıkar. Şefleri General Dreykov (Winstone) genç kızları, “Kırmızı Oda”ya yazdırmaktadır. Bu, kızları alan ve onları “Kara Dullar” olarak bilinen süper suikastçılara dönüştüren bir programdır.

20 yıl sonra, Ruslardan kaçan ve “gelişmiş ve yetenekli kişiler”den oluşan Amerika merkezli kuruluş Yenilmezler’in (the Avengers) bir parçası olan Natasha ABD’den firar etmektedir. Kara Dullar’dan biri olarak çalışan küçük kardeşi Yelena ile irtibata geçer. Bir panzehir Yelena’yı kurtarır ve panzehirin Dreykov’un diğer dullarını zihinsel ve fiziksel köleliklerinden arındıracağını umarak diğer şişeleri Natasha’ya gönderir.

Sonunda, tüm eski sahte aile St. Petersburg’un dışında yeniden bir araya gelir. Dreykov’u ve bulutların arasında bulunan Kırmızı Oda’nın genel merkezini bulup yok etmeye karar verirler. Dreykov’un tehditkâr tetikçisi Taskmaster (Olga Kurylenko) önlerindeki engellerden yalnızca biridir.

Black Widow beklendiği gibi ortalama bir film. Karakterlere ve izleyicilere dinlenme ve ilerideki savaş ve patlama turlarına hazırlanma fırsatı sunan bazıları komik diyaloglar serpiştirilmiş çok sayıda kavga, birçok patlama, çeşitli insanlar ve uzayda uçan cisimler var.

Yapımcılar özel efektler ve bilgisayarla yaratılmış görüntüler içinde bazı psikolojik gerçekçi unsurları katmaya çalışmışlar. Natasha ve esprili Yelena’nın her ne kadar kan bağı olmasa da bir kardeşlik bağı ve rekabeti var. Alexei ve Melina, koşullar uygun olduğunda, sahte çocuklarına ebeveynlik yapmak için ellerinden gelenin en iyisini yaparlar.

Pugh, Weisz ve Harbour oldukça etkili oyuncular ve Johansson, biraz daha sert olmasına rağmen, kesinlikle yeterince çekici. Dördü birlikte didişerek ve şakalaşarak eğlenceli anlar yaşarlar. Elbette, genel durumlarının —eski Rus casus ailesi şimdi dünyayı yönetmek isteyen asıl kötü adamla uğraşmaktadır— en ufak inandırıcılığı yok ve neredeyse her şey mantıksız. Bir süper kahraman filmi sırasında izleyicinin eğlencesini bulabileceği bir yere götürülmesi gerekir. Black Widow, diğer bazı Marvel filmleri kadar sıkıcı ve ciddi değil yine de çıtayı düşük tutuyor.

Eski bir Sovyet “süper askeri” olan Alexei’ye belli bir küçümseyici yakınlıkla davranılsa da Rusya karşıtı tema merkezde ve ön planda. Feminist yönelim de pek gözden kaçmıyor. Black Widow, nihayetinde, kötü “patriarki”ye karşı topyekûn bir saldırı ve onun yıkımı olarak sonuçlanıyor. Dreykov’un genç kadın katilleri sonunda esaretten kurtarıldıklarında, Natasha’ya kendisinin ve yoldaşlarının ne yapması gerektiğini soruyorlar. Natasha “Artık kendi seçimlerinizi yapıyorsunuz,” diye bilgece cevap veriyor. Bununla beraber, bütüne bakıldığında, diğer kadınlarla (ve erkeklerle) savaşan kadınların ya da bir şeyleri havaya uçuran kadınların neden ileriye doğru bir adımı temsil ettiği açık değil.

Böyle bir film, eleştirmenlerin yüzde 80’inden nasıl övgü alır? Marvel Cinematic Universe’ün zaman diliminde olayları Black Widow’daki olaylardan önce gelen film Captain America: Civil War (Anthony ve Joe Russo) hakkında 2016’da yazdıklarımız burada neredeyse kelimesi kelimesine geçerlidir: “Aksiyon sekanslarını -ki bunlardan çokça var- takip etmek genellikle zordur. İlişkiler basit ve klişe. Yaklaşık iki buçuk saatlik filmde birkaç eğlenceli replik var. Ayrıca neredeyse kaçınılmaz biçimde, belli belirsiz Rus karşıtı bir açı var. Genel olarak, bu eserdeki herhangi bir kimseyi ve herhangi bir şeyi önemsemek imkansızdır. …

“Her halükarda, karakterlerin karşılaştığı sorunlar ve ikilemler, ‘psikoloji’ yönündeki jestler, büyük çapta para kazanma faaliyeti için sadece iskeledir. Bu noktada Amerika’da film eleştirisi olarak geçen şey o kadar yerlerdedir ki neredeyse hiç kimse bariz olanı belirtemez: Bu, izleyicinin hayatından birkaç saati öldüren (gerçekten cinayetler!), şişirilmiş, anlamsız ve sıkıcı bir filmdir.”

Black Widow’un gösterimi iki tartışmaya yol açtı. İlki usta oyuncu Stephen Dorff’un (Blood and WineBladeCecil B. Demented) sert eleştirilerini kapsamaktadır. İlk olarak Britanya’daki Independent’a konuşan “Umutsuz” Dorff şunları söylüyordu: 2021 Akademi Ödülleri “şimdiye kadar gördüğüm en utanç verici şeydi… İşim büyük bir yarışma programı haline geliyor. Ne yaptıkları hakkında hiçbir fikri olmayan oyuncular var. Ne yaptıkları hakkında hiçbir fikri olmayan film yapımcıları var.”

Dorff, “Black Widow’da olmak istemediğim için” hâlâ iyi şeylerin peşinde olduğunu söyleyerek devam ediyordu. Henüz izlemediği bu film hakkında şu yorumu yapıyordu: “Bana çöp gibi görünüyor. Kötü bir video oyununa benziyor. O insanlar adına utanıyorum. Scarlett adına utandım! Filmden beş, yedi milyon dolar civarı aldığına eminim ama onun adına utanıyorum. O filmlerde yer almak istemiyorum. Gerçekten istemiyorum. Geleceğin [Stanley] Kubrick’i olacak o çocuk yönetmeni bulacağım ve onun için oyunculuk yapacağım.”

Herkesin doğru olduğunu bildiği ancak ulu orta dile getirilemeyen bu bariz gerçekleri dile getirmek Dorff’un eleştiri yağmuruna tutulmasına sebep oldu. Ne yazık ki, Hollywood oyuncularının bu şartlar altında her zaman yaptığı gibi, daha sonra özür diledi.

Filmin dramasından daha çok merak uyandıran diğer konu ise bu ayın başlarında ortaya çıktı. Johansson, Black Widow’u hem Disney+’da hem de sinemalarda eşzamanlı gösterime sokarak kontratını ihlal etmekle suçladığı dev şirket Disney’e dava açtı. Time’a göre, aktris dava dosyasında, anlaşmasının “sinemaya özel bir gösterim olduğuna teminat verildiğini ve film için alacağı ücretin büyük ölçüde gişe hasılatına bağlı olduğunu iddia ediyor. Johansson, filmin aynı anda gösterime sokarak Disney’in ona tahmini 50 milyon dolara mal olduğuna inanıyor.”

Eğlence sektörünün yarısına sahip gibi görünen şirketin sözcüsü, Wall Street Journal’a yaptığı ikiyüzlülükle dolu bir açıklamada, Johansson’unn davasının hiçbir değerinin olmadığını ve davanın Covid-19 pandemisinin korkunç ve uzun süreli küresel etkilerini duyarsızca görmezden gelmesinin özellikle üzücü ve acı verici olduğunu belirtiyordu.

Tartışmalı konu, çeşitli Hollywood stüdyolarının, pandemi koşulları altında (veya bundan faydalanarak) filmleri sinemalarda göstermek yerine ya da buna ek olarak dijital yayın platformlarında yayınlama kararı alması sonucunda ortaya çıktı.

Time şu yorumu yapıyordu: “Büyük bir ödeme gününü kaçıran kaybeden -milyonerler için bir damla gözyaşı dökmesek de sinema sektöründe farklı rollerdeki profesyonellerin yanı sıra daha az güce ve tesire sahip oyuncular da bu anlaşmalardan etkilenecek. … Birçok stüdyo son birkaç yılda ya internet üzerinden yayın akışı başlattı (Disney, Disney+, Warner Bros., HBO Max’e sahip) ya da MGM’nin yakın zamanda Amazon’la yaptığı gibi, bazı filmleri internetten gösterime sokmak üzere önceden var olan bir servisle anlaşma yaptı. COVID-19 pandemisi boyunca sinema salonları kapalıyken, birçok stüdyo, gişe rekorları kıran büyük bütçeli filmleri bu çevrimiçi formatlarda yayınlamaya karar verdi.”

Johansson’u temsil eden Avukat John Berlinski ise Wall Street Journal’a şöyle konuştu: “Bu, kesinlikle bir Hollywood yeteneğinin Disney’e karşı çıktığı son olay olmayacak. Bu olay, Şirket ne iddia ederse etsin, sözleşmelerini yerine getirmek için yasal bir yükümlülüğü olduğunu ortaya koyuyor.”

Aralık 2020’de, Warner Bros. bu yıl için planlanan 17 filmin hepsini HBO Max’te ve sinemalarda eşzamanlı olarak gösterime sokacağını duyurdu. Entertainment Tonight’a konuşan Britanyalı yönetmen Christopher Nolan (Tenet), “bununla ilgili çok tartışma dönüyor, çünkü kimseye haber vermediler,” diyerek kararı kınadı. Nolan şöyle devam ediyordu: “2021 yılında Warner dünyanın en iyi yapımcılarından bazılarına ve en büyük film yıldızlarından kimilerine sahip. Bu yıldızlar, bazı durumlarda, büyük ekran deneyimleri açısından çok değerli olan bu projelerde yıllarca çalıştılar. Mümkün olabilecek en geniş izleyici kitlesi için orada olmaları gerekiyordu. … Şimdi ise, onlar internetten yayın hizmeti için —henüz yeni başlayan yayın hizmeti için— kendilerine danışılmadan, zararına kullanılıyorlar. …Gerçekten sağ gösterip sol vuruluyor.”

David Walsh
30 Temmuz 2021

Kaynak: Dünya Sosyalist Web Sitesi

Yazar
Dinozor Haber
Dinozor'un gözünden kültür, sanat ve edebiyat alanındaki güncel haberlerin editörü.

Bir Cevap Yazın