Bursa Büyükşehir Belediyesi Tanpınar Yılı etkinlikleri arasında Yekpâre Akışta Tanpınar Şiiri başlıklı Şiir Dinletisi düzenliyor. 15 Kasım Cumartesi günü saat 17.00’de Şehir Kütüphanesi Üftade Gösteri ve Konferans Salonu’nda gerçekleşecek etkinliğin konuşları; Murat Çelik, Gökhan Bakar, Seval Şahin, Enis Akın, Selcan Peksan ve Canan Yaka olacak.
Tanpınar’ın Bursa’sı
Tanpınar, Beş Şehir’de Bursa’ya özel bir yer ayırır. Bursa’da Zaman isimli şiiri Tanpınar’a edebi şöhretin de kapılarını açmıştır. Buna rağmen Tanpınar bu şiirinden ” ‘Ne içindeyim zamanın’ gibi birkaç tanesi fena değil. Beni onlar kabul ettirdi. ‘Bursa’da Zaman’ bütün gevşekliğine rağmen kendini müdafaa eder. Zaten ona ilişmem.” ifadeleriyle bahsetmiştir.
Beş Şehir’de Bursa
Şimdiye kadar gördüğüm şehirler içinde Bursa kadar muayyen bir devrin malı olan bir başkasını hatırlamıyorum. Fetihten 1453 senesine kadar geçen 130 sene, sade baştan başa ve iliklerine kadar bir Türk şehri olmasına yetmemiş, aynı zamanda onun manevi çehresini gelecek zaman için hiç değişmeyecek şekilde tesbit etmiştir. Uğradığı değişiklikler, felaketler ve ihmaller, kaydettiği ileri ve mesut merhaleler ne olursa olsun o, hep bu ilk kuruluş çağının havasını saklar, onun arasından bizimle konuşur, onun şiirini teneffüs eder. Bu devir haddi zatında bir mucize, bir kahramanlık ve ruhaniyet devri olduğu için, Bursa, Türk ruhunun en halis ölçülerine kendiliğinden sahiptir, denilebilir.
Bursa’ya birkaç defa gittim ve her defasında kendimi daha ilk adımda bir efsaneye çok benzeyen bir tarihin içinde buldum, zaman mafhumunu adeta kaybettim ve daima, bu şehre ilk defa giren ve onu yeni baştan bir Türk şehri olarak kuran dedelerimizin yaşayışlarındaki halis tarafa hayran oldum.
Cedlerimiz inşa etmiyor, ibadet ediyorlardı. Maddeye geçmesini ısrarla istedikleri bir ruh ve imanları vardı. Taş, ellerinde canlanıyor, bir ruh parçası kesiliyordu. Duvar, kubbe, kemer, mihrap, çini hepsi Yeşil’de dua eder. Muradiye’de düşünür. Yıldırım’da harekete hazır, göklerin derinliğine susamış bir kartal hamlesiyle ovanın üstünde bekler.
Bu şehirde muayyen bir çağa ait olmak keyfiyeti o kadar kuvvetlidir ki insan ‘Bursa’da ikinci bir zaman daha vardır’ diye düşünebilir. Yaşadığımız, gülüp eğlendiğimiz, çalıştığımız, seviştiğimiz zamanın yanı başında, ondan çok daha başka, çok daha derin, takvimle, saatle alakası olmayan; sanatın, ihtirasla, imanla yaşanmış hayatın ve tarihin bu şehrin havasında ebedi bir mevsim gibi ayarladığı velut (doğurgan) ve yekpare bir zaman. (……..) Kaç defa uzun ve başıboş bir gezintiden sonra otelime dönerken bilmediğim bir tarafta ince bir zarın, sırçadan bir kubbenin birdenbire çatlayacağını ve bu altta birikmiş duran zamanın, bugüne yabancı bin bir hususiyetle, bendini yıkmış büyük sular gibi dört yanı kasıl kavuracağını sanarak korktum. Bursa’yı layıkıyla tanıyan herkes bu vehmi benimle paylaşır sanıyorum; bu şehre tarih, damgasını o kadar derin ve kuvvetle basmıştır.
Yaşadığım Gibi’de Bursa
Tanpınar, Bursa’ya öylesine hayrandır ki, bu şehir için, “Bursa, yanmamış olsaydı, belki Belçika’nın Ghent şehrine benzerdi.” ifadelerini kullanmıştır bir notunda.

