
2016 daki Prag gezimde aldığım en keyifli kararlardan biri, ünlü Çekoslovak eski tenisçi Ivan Lendl ‘ın hayranı olduğu Mucha koleksiyonu sergisine bir bilet almaktı. Sergi boyunca kendimle kalıp, o müthiş sergiyi büyük hayranlıkla gezdim.
Serginin hazırlık aşamaları bile, klasik müzik eşliğinde bir film haline getirilmişti. Sergiyi hazırlayanların yaptığı işteki titizliği, sanata saygılarını, eserleri nasıl korunaklı taşıdıklarını, tabloların asılacağı yerlerdeki milimetrik hesaplamaları, en ince ayrıntıyı, bizlere yansıtmalarını keyifle izledim. İyi ki gitmişim. Ivan Lendl ‘ın koleksiyonunu, sergiden fotoğraflayabildiğim kadarıyla yayınlıyorum.













Mucha ‘yı tanıyalım,
Çek Cumhuriyeti bölgesi olan Moravia ‘nın Ivančice kasabasında doğan ve çocukluğundan beri resim yapan Çek ressam ve grafik sanatçısı Mucha, Moravia ‘daki lisede dekoratif çizim işlerinde çalışırken, yeteneğinden etkilenen ve ona resimler yaptıran bir Kontun verdiği destek sayesinde Münih’te güzel sanatlar eğitimi alır.

1879 ‘da hem sanatsal olarak ilerlemek, hem de Viyana ‘daki bir tiyatro tasarım firmasında çalışmak için Viyana ‘ya gider, 1881 ‘de çıkan bir yangında çalıştığı firma yok olur, yeniden Moravia ‘ya dönerek serbest çalışmaya başlar. Çoğunlukla tiyatro ve sahne boyama işi olmak üzere, poster, reklam, kitap illüstrasyonunun yanı sıra, mücevher tasarımı, halı, duvar kağıdı ve tiyatro setleri için tasarımlar gibi ürün tasarımlarıyla tanınır.
1887 ‘de Paris ‘e taşınır. Dergi ve reklamlar için çizimler yapar. Fransa ‘da ‘’Yeni Sanat’’ (Art Nouveau) akımının temsilcilerinden biri olarak tanınır.


Fotoğrafta yine bir Sarah Bernhardt afişi önünde, kendi fotoğraf stüdyosunda, ahşap oymalarıyla dikkat çeken koltuğunda otururken görülüyor. Mucha, o dönemlerde Paris’deki birçok çağdaşları gibi, modellerinin önce fotoğrafını çekip resme uyarlamayı tercih eder.
Bazı kaynaklarda,1880’lerin başında Viyana’da ödünç aldığı bir fotoğraf makinesi ile fotoğraflar çekmeye başladığı, Paris ‘de tanındıktan sonra, ilk kamerasını aldığı yazılıdır. 1896 ‘da rue du Val de Grâce ‘deki devasa pencereleri ve ışık alan cam tavanlı stüdyosunda, her gün fotoğraflar çekmeye başlar ve bu arşivinden neyi çalışacağı fikrine vararak ilerler.

Aşağıdaki görsellerde, yine aynı koltukta, 1897 de fotoğraflamış olduğu ve 1900 yılında tamamladığı La Medecine adlı çalışmasını görüyoruz. Mucha fotoğrafını çektiği görselleri resmetmesi arasında, bazen yaklaşık iki ya da üç yıl bir zaman diliminde karar verip tamamlamış olabileceği fikrine varıyoruz.


Paris ‘de ünlü tiyatro aktristi Sarah Bernhardt ‘dan, oynadığı bir oyun için tiyatro afişi hazırlaması teklifi alır fakat asıl onu ünlü yapan tiyatro afişi, Victorian Sardav tarafından sahnelenen, Sarah Bernhardt ‘ın oynadığı Gismondo oyunu için hazırladığı afiştir.

Kentin sokaklarında fark yaratan bu afişle bir gecede ünlü olunca Sarah Bernhardt, bu ilk poster başarısı ile çok memnun olacak ki, Mucha ile 6 yıllık bir sözleşme imzalar ve o dönem ikisi arasında duygusal bir ilişki de yaşadıkları kaynaklarda yazılıdır.

1906 ‘da yine stüdyosunda çekmiş olduğu bir fotoğraf. Ve bu fotoğraftan esinlenerek, kağıt üzerine suluboya ve guaj ile çalıştığı eseri, aşağıda görülmekte.

Dönem dönem Viyana, Münih, Newyork ‘da yaşayan Alfons Mucha, Çekoslovakya zor günler geçirdiğinde, sanatını bu değişik kentlerde icra eder. Prag ‘da yaşadığı dönem,10 Haziran 1906 ‘da, Maruska Chytilova ile evlenir, kızları Jaroslawa, Newyork ‘da dünyaya gelir, 1906 – 1910 yılları arası Newyork ‘da yaşar, sonra 1915 ‘de oğlu Jiri doğar. Aile sonra Çekoslovakya topraklarına geri döner, Mucha burada Güzel Sanatlar Tiyatrosu ‘nu dekore eder. Belediye Binası ‘ndaki duvar resimlerinde onun imzası vardır. Prag ‘a yerleştikten sonra kendini Slav milliyetçiliği fikirlerine adar ve bu doğrultuda resimler yapmaya başlar. Çekoslovakya Dünya savaşı sonrasında bağımsızlık kazandığında, yeni devlet için yeni posta pulları, banknotlar, diğer hükümet belgeleri tasarlamaya başlar.

La Pater, bir baş yapıt olarak kabul edilmiştir.İçine ruhunu kattığı bu eseri sadece 510 kopya üretilmiştir.

1926 ‘da ressam Tasev Warszawa tarafından yapılan Mucha portresi.
1928 ‘de Prag şehrine, Slav halkına hediye ettiği şaheseri, uzun yıllardır üzerinde çalıştığı Slaw Destanı ‘dır. Bu eser Slav halklarının tarihini anlatan bir dizi resimden oluşur. II. Dünya Savaşında olayların etkisinden ve anavatanının işgal altına girmesinin yarattığı üzüntüden asla kurtulamaz, 1930‘ların sonunda faşizmin yükselen gelgitleri beraberinde, gericilerce basında eleştirilir çünkü onun eserleri Slav milliyetçiliğine yol açmaktadır.


Prag ‘daki St. Vitus Katedrali ‘ndeki vitrayları Mucha tarafından tasarlanmış ve 1931 ‘de kuzey nefe kurulmuştur.
Alman birlikleri ,1939 ilkbaharında Çekoslovakya içine yürüdüğünde , Mucha Gestapo tarafından tutuklanan ilk kişidir.Artık yaşlanan sanatçı sorgulama sırasında hastalanır.Sonunda serbest bırakılsa da, işgal halindeki evini göremeden bir akciğer enfeksiyonu sonucu doğum gününe on gün kala, 79 yaşında 14 Temmuz 1939 ‘da Prag ‘da ölür.
Ölümünün ardından Mucha tarzı modası geçmiş olarak kabul edilir.Ancak onun oğlu yazar Jiri Mucha, hayatını babasının ve sanatının hakkında yazmaya adar.
Kendi ülkesindeki yeni yetkililer Mucha ‘ya karşı pek ilgili değildir.Eserleri torunu John Mucha tarafından Prag ‘da Mucha Müzesi ‘nde toplanmıştır.
Zamanla birçok ülkedeki sanatçılar onun tarzını taklit etmeye başlarlar.
Gelelim ülkemizle âlâkalı heyecan verici habere,
Prag gezimi 2016 ‘da yapmış olduğumu düşününce, Alfons Mucha hayranlığım üzerine bu yazıyı ele aldığımda, henüz Halide Edip Adıvar tablosundan, dolayısıyla aralarında kurulan dostluktan da, birçok kişi gibi bihaberdim; duyar duymaz bu güzel haberi derleyebildiğim ölçüde yazımın içeriğine ekliyorum.
Cumhuriyet tarihinin, sesini duyurabilen ilk kadın hakları savunucusu, yazar ve Atatürk ‘ün özel sekreterliğini ve tercümanlığını da yapan Halide Edip Adıvar, dönemin meclis başkan yardımcısı eşi Adnan Adıvar ile birlikte ABD’li bir işadamının aracılığı ile Çek ressam Alfons Mucha’nın daveti üzerine, 1925 senesinde Prag’a gidiyor ve Mucha ‘nın misafiri oluyorlar. Burada bulundukları zaman içinde, ressam Alfons Mucha ile siyaset ve sanat üzerine edilen sohbetlerde, fikirleriyle ve güçlü kişiliğiyle Mucha’ yı etkiliyor.


Karakteristik bir yüze sahip olan Halide Edip, Mucha ‘da resim yapma arzusunu da doğuruyor olmalı ki; Halide Edip ‘in fotoğrafını çektikten birkaç yıl sonra kara kalem olarak resmediyor ve 1928 yılında da yağlı boya tablosunu yapıyor. Kaynaklardan belli olduğu üzere, bu yağlı boya tablosunun iki farklı versiyonunun olduğunu görüyoruz.

Tablo, Mucha ailesinin evinin duvarında, 1928 ‘den itibaren, müzeye ve koleksiyona dahil edilmeden, Mucha ‘nın yadigarı olarak yer alıyor, Mucha ailesinin jesti ile ve Türk bürokratların girişimleri ile 2023 ‘de ilk defa Çek senatosunda sergileniyor.
Heyecanlanmamak elde değil.
Şebnem Güngeçiren – 2026
Kaynaklar : www.alfonsmucha.org, tr.wikipedia.org, www.muchafoundation.org, www.ankahaber.net, www.haber.sol.org.tr

