Antik Mezopotamya’nın en büyük kentlerinden biri olan Babil’i konu alan ve bin yılı aşkın süredir kayıp olan bir ilahi, yapay zekâ destekli çalışmalarla çözüldü. Kentin gündelik yaşamına, doğayla ilişkisine ve toplumsal yapısına dair yeni ipuçları sunan metin kil tabletlere kazınmış olarak bulunmuştu.
Akademik bir dergi olan Iraq‘ta yayınlanan metne göre, Antik edebiyat uzmanlarından oluşan uluslararası bir ekip, bin yılı aşkın süredir kayıp olan bir Mezopotamya metnini yeniden gün yüzüne çıkardı.
Kil tabletlere çivi yazısıyla kazınmış olan ve “Babil İlahisi” olarak adlandırılan metin, antik kenti yalnızca dinsel bir merkez olarak değil, gündelik yaşamı, doğayla ilişkisi ve toplumsal yapısıyla betimliyor.
Antik Dünyanın Kültür Başkenti Babil
Bağdat’ın yaklaşık 85 kilometre güneyinde yer alan Babil, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunuyor. MÖ 2000’li yıllarda kurulan Babil, bir dönem dünyanın en büyük kenti olarak biliniyordu.
Babil, yalnızca mimarisiyle değil, insanlık tarihine yön veren metinleriyle de öne çıkıyor. Enuma Eliš (Babil Yaratılış Destanı), evrenin yaratılışını anlatırken; Hammurabi Kanunları ise “suçluluğu kanıtlanana kadar masumiyet” ilkesinin ilk örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeni çözümlenen ilahi ise bu külliyata, edebi ve toplumsal bir katman ekliyor.
Metnin ortaya çıkmasında yapay zeka desteği
Çalışma, Irak’taki Bağdat Üniversitesi ile Almanya’daki Ludwig Maximilian Üniversitesi’nden (LMU) araştırmacıların ortaklığıyla yürütüldü. Popular Science’ta yer alan habere göre ekip, antik Sippar kentindeki Şamaş Tapınağı’nda bulunan ve yüzlerce kırık tabletten oluşan Sippar Kütüphanesi üzerinde çalışıyor.
Araştırmanın ortak yazarlarından Asurolog Enrique Jiménez, dijital Elektronik Babil Kütüphanesi platformu aracılığıyla çivi yazılı parçaları yapay zekâ yardımıyla eşleştirdiklerini belirtiyor.
Jiménez’e göre bu yöntem sayesinde, eskiden onlarca yıl sürecek bir süreç kısa sürede tamamlandı ve ilahiye ait 30 farklı el yazması tespit edildi.
Popüler bir metin
Araştırmacılara göre Babil İlahisi, MÖ bin yıl başlarında yazılmış ve yaklaşık 250 satırdan oluşuyor. Metnin birçok kopyasının bulunması, araştırmacılara, okullarda öğrenciler tarafından yazı alıştırması olarak kopyalandığını düşündürüyor. Jiménez, “Bu kadar yaygın bir metnin bugüne kadar bilinmemesi şaşırtıcı” diyerek, ilahinin Babil toplumunda merkezi bir kültürel yere sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Metnin konusu
Babil İlahisi dönemin diğer metinlerinden farklı olarak doğa, kadınlar ve toplumsal yaşam hakkında bilgiler veriyor.
Metnin dikkat çekici yönlerinden biri, Mezopotamya edebiyatında nadiren görülen biçimde doğa tasvirlerine geniş yer vermesi. Fırat Nehri’nin baharı getirişi, tarlaları yeşillendirmesi ve kente bereket sunması metinde ayrıntılı biçimde anlatılıyor. İlahi ayrıca Babil’de kadınların konumuna dair yeni bilgiler sunuyor. Metne göre çok sayıda kadın rahibe olarak kamusal yaşamda yer alıyor. Kent halkının yabancılara saygılı olduğu vurgusu da ilahinin öne çıkan temalarından biri.
Jiménez, “Bu eser, şehrini övmek isteyen bir Babilli tarafından yazılmıştır,” diyor. “Yazar, şehirdeki binaları anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Fırat nehrinin sularının nasıl baharı getirdiğini ve tarlaları nasıl yeşillendirdiğini de anlatıyor. Günümüze ulaşan Mezopotamya edebiyatının doğal olayların tasvirinde oldukça cimri olması göz önüne alındığında, bu daha da etkileyici.”
Fırat Nehri’ne adanmış dizeler
Yeni keşfedilen ilahiden bir pasaj şöyle:
“Fırat onun nehridir—bilge lord Nudimmud tarafından kurulmuştur—
Yaprakları sular, kamışlıkları doyurur,
Tarlaları otlar ve çiçeklerle dolup taşar…”
Araştırmacılar, ilerleyen çalışmalarla metnin daha da netleşeceğini ve Babil’in kentsel belleğine dair yeni ipuçları sunacağını belirtiyor.

