18 Şubat Çarşamba, 2026

Yenisi – Son Yaprak 5

Share

Mallerme, Edgar Allen Poe’nin ölümü için yazdığı bir şiirde ebediliğe göçen şairin, değişir hallerden sıyrılarak öz varlığına kavuştuğunu söyler. Yahya Kemal ise Rintlerin ölümü’nde şairi ölümünden sonra yeniden doğuşların tükenmez tazeliği içinde görür. Birine göre değişme ölümle biter, ötekine göre asıl ölümden sonra başlar, mezar bir çeşit beşik olur.

Orhan Veli’nin şiirlerini yeniden okurken; Yahya Kemal söylemiş dedim, doğrusunu. Baktım, her şiirinde ayrı bir telaş, onun martılarının tüylerinde her sabah yeniden başlayan yaşamın telaşı. Hiç te dumanlı, dolambaçlı olmayan, tam şekillerini bulmuş, rahat, özentisiz, yalın sözleri yeni yeni düşüncelere doğru uzanıyor, genişliyor: Bir ben var ben de benden içeri, diyorlar. Şiir hep o şiir de biz mi değişiyoruz? Biz mi yeni ışıklar tutuyoruz içine? Öyle de olsa bir değişme, bir gelişme var ya ortada. Ölüm ötesi hayat dedikleri de bu mana yenileşmesi olsa gerek.

Bir daha konuşmayacak bir Orhan Veli var elbet; hem de nasıl var tadını dostlarına sorun; ama bir başkası asıl şimdi başlıyor konuşmaya. Hele bütün şiirleri bir araya toplanınca, sözleri birbirini yakından aydınlatmaya başlayınca eskisi yenisine, yenisi eskisine renkler katınca bizim tanıdığımız Orhan Veli büsbütün uzaklaşacak, bir yenisi çıkacak karşımıza.

Ölümünden sonra beni ilk şaşırtan şiiri şu oldu:

Gemliğe doğru
Denizi göreceksin:
Sakın şaşırma.

Bu şiir üstünde kendisiylede konuşmuştuk. Ne demek istedin bu şiirde, diye sormuştum. Gülerek: Ne söylediysem onu, demişti. Ama kitabının, Garip’in başında bu şiire iki beyaz sayfa ayırmasıne demek oluyordu? Bir şaşırtmaca mı? Okuyucuya: şairden büyük, karışık sözler beklemeğe alışmışsın; ben sana, tam tersine, en basit gerçekleri söyliyeceğim, demek mi istiyordu? Belki… fakat… hayır, seviyorum bu şiiri! diye kesip atmıştı. Şiirinin manasını sınırlandırmak istemiyordu. Nitekim ben de eski tefsirimi unutmuşum. Şimdi bu şiiri Deli eder insanı bu dünya şiirine bağlıyarak anlıyorum. Bir tepenin ardından çıkıveren deniz bütün hayal cennetlerinden daha güzel, bütün yeniliklerinden daha şaşırtıcıdır. Denizi, dünyayı, insanları, her görüşünde şaşırmıyorsan beyhude şiir okuma, anlayamazsın, gibi bir mana da yok mu bu şiirde?

Şair dünyayla aramıza inen perdeleri kaldıran insandır. Düşüncemizi saran uyuşturucu alışkanlıkları sıyırarak bize gökleri yeniden gösteren, yaşamanın tadına yeniden vardıran:

Gök yüzünü ben boyarım
her sabah
Hepiniz uykudayken;
Uyanır bakarsınız ki mavi…

Az şair hayatı Orhan Veli kadar sevmiş ve sevdirmiştir. Ama hayat sevgisi onu bencilliğe ve rahat severliğe götürmedi. Bilhassa son yıllarda dünyanın insanı deli eden güzellikleri Orhan Veli’ye haksızlıklara, kötülüklere, geriliklere karşı koma gücü olmuştu. Şiir yaşamak sevincinden sıyrılıp insanlığın haline çevriliyor:

Bak, dünya renkler içinde.
Bu güzel dünya içinde
Sevin sevinebilirsen
İnsanlığın haline karşı.

Tek insan hallerinden insanlığın haline doğru: Orhan Veli’nin şiirinde gittikçe beliren yöneliş buydu. Bu yöneliş onu bir yandan yerli şiir kaynaklarına, bir yandan da dünya şiirine bağlıyordu. Onunki kadar memleket kokan şiir az bulursunuz; bununla beraber dünya şairleri arasına en kolay katılabilecek şairlerimizden biri de Orhan Veli’dir. Rumeli hisarında yeniden türkü söylemeğe başlayan bu garip kişi türkçeyi insanca söylemesini biliyordu.

Sabahattin Eyüboğlu

***

Yaprak Dergisi’nin Son Yaprak adıyla çıkan son sayısından alınmış, Gonca Atalay tarafından metne aktarılmıştır.

***

Yazı dizisinin ilk makalesi olan Son Yaprak’ta yayımlanan Oktay Rıfat’ın yazısını okumak için tıklayınız.

Yazı dizisinin ikinci makalesi olan Son Yaprak’ta yayımlanan Melih Cevdet’in yazısını okumak için tıklayınız.

Yazı dizisinin üçüncü makalesi olan ve Son Yaprak’ta yayımlanan Abidin Dino’nun yazısını okumak için tıklayınız.

Yazı dizisinin dördüncü makalesi olan ve Son Yaprak’ta yayımlanan Cahit Sıtkı Tarancı’nın yazısını okumak için tıklayınız.

Diğer Yazılar

Benzer Yazılar