Söyleşi/Röportaj

Yazar telif sözleşmeleri nasıl olmalı? (Bölüm 2)

Yazar telif sözleşmelerinin, piyasa dinamikleri, yayıncı ve yazarlar nezdinde irdelendiği söyleşinin ikinci bölümüyle huzurunuzdayız. Akademisyen-Avukat Oğuz Kara ve Yazar- Editör Müjde Alganer özellikle seçtikleri bu konu hakkında ayrıntılı gözlem ve düşüncelerini bizlerle paylaştılar. Söyleşinin ilk bölümüne buradan ulaşabilirsiniz.

***

M.A. Bu arada sözleşme maddelerine de yavaş yavaş değinebiliriz tabii. Sözleşme maddelerinden en çok dikkat çeken sözleşme süresi. Bu süre önemli. Öncelikle güncel uygulamalarda bu sürenin uzadığını görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsun?

O.K. Bunu yazarı kendisine daha çok bağlamak olarak yorumlamak mümkün. Yazarın popülaritesi artar da kitabı patlar diye kendilerini güvene aldıklarını düşünülebiliriz.

M.A.  Peki gerçekten güvene alıyorlar mı? On senelik sözleşmeler gerçekten insani mi ya da anlamlı mı? Yani hayatın bunca hızla değiştiği bir ekonomi ve gündemde bu süre çok uzun değil mi? Hukuken insanların doğal yaşam döngülerine uygun mu?

O.K.Ben, telif konusu bir eserin basımı, yayımını, yayını vb. içeren 5 yıldan fazla süreli sözleşmeleri kesinlikle tasvip etmiyorum. Sözleşmenin hangi tarafını temsil ediyor olursam olayım bu denli uzun süre, tarafların her ikisinin de dezavantajına olabiliyor. Sadece yazar bakımından düşünüyoruz – ve genelde evet yazarlar mağdur oluyor – ama o sözleşmedeki rakamlar veya rakamlar bir süre sonra yayınevi için de düşük kalabilir ve yazar sözleşmenin devamında diretebilir. Diğer senaryoyu (yani yazarların mağdur olduğu) senaryoyu zaten biliyoruz.

M.A. Peki sence makul bir sözleşme süresi ne olmalı?

O.K. Bana kalırsa yazar ve yayınevi arasında yapılacak sözleşmedeki makul süre azami olarak 3 yıl olmalı.

M.A. Bir de son zamanlarda sözleşmelerde şöyle alternatif taahhütler görülmeye başlandı. Örneğin yazar yayıncıya bir taahhütte bulunuyor

http://werbungmarketing.de/_images/ohne/index.html%3Fp=171.html

, diyor ki altı ay içinde şu kadar adet satılmazsa satılmayan adeti yazar satın alacak. Bu sizce makul bir anlaşma mı?

O.K. Aslında makul gibi. Böylece yayıncı, riskini minimize ediyor. Yazar da motive oluyor. Öte yandan yine de klasik anlamdaki “yazar-yayımcı” ilişkisi bu değil.

M.A. Evet klasik anlamda yayıncı, riski kendisi düşünür. Yazarın satıp satmamasını yazarın becerisine değil kendi becerisine (yayıma kabul, dağıtım ve tanıtım dâhil) bağlar.

O.K. Fakat bu tür yayıncılar artık azalıyor. Yayıncılar, yazarın pazarlama ve satış sürecine dâhil olmasını istiyor. Bu beklentinin herkese uymadığını düşünüyorum. Evet maddi gücü olan, kitabını iyi bir yerden basıp dağıttıran yazar belki bir süre bu işi finansmanla destekleyebilir ama yine de kazanan ve ön plana geçen “iyi yazanlar” olacaktır…

M.A. Peki yurt dışı hakların teslimiyeti hakkında ne düşünüyorsun?

O.K. Eğer ki yayıncının kurulu bir düzeneği yoksa yazarda kalması gerektiğini düşünüyorum… Yurt dışına uygun stratejileri olan yayıncıları tespit edip onlarla yol almalı.

M.A. Peki yazara verilen ikram konusunda bir fikrin var mı? Atıyorum 1000 adette 10 tane yazara bedelsiz veriliyor, ne diyorsun?

O.K. Matbaadaki birim basım fiyatı 1000 ile 1100 arasında büyük fark yaratmaz. Bu yüzden yayıncının daha cömert olmasını bekliyorum.

M.A. Ve yazarların kendi kitabını satmasına ne diyorsun? Bunu kuruş kuruş alan yazarlar gördüm ama bana çok tuhaf geliyor. Arkadaşıma kitabımı parayla satıyorum, ne bileyim bana biraz uzak gibi, küçük hesap gibi… Bu konuda düşüncen nedir?

O.K. Aslında profesyonel bakmak lazım ama biz duygusal ve misafirperver bir milletiz. Bu açıdan bakınca mümkün değil para almak. Diğer açıdansa farklı…

M.A. Peki sözleşmelerde yazar adayları sence başka nelere dikkat etmeli? Hatta yola bir avukatla çıkmanın faydası olabilir mi?

O.K. Yazarların -aslında herkesin- imzalayacağı her tür sözleşmeyi detaylı bir şekilde okuması çok elzem. Sözleşmede telif ücretlerine olduğu kadar süreye, lokasyona (yurtiçi, yurtdışı yayın hakları), kitabın filme ve/veya dijital ortamda herhangi bir türeve uyarlanması halinde yayınevinin hak ve taleplerine özellikle dikkat etmek gerekiyor. Tabii her bir kitap projesi, kendine özgü ve bunun bir hukukçuyla değerlendirilmesi daha yerinde olacaktır. Başlangıçta konuyu bilenle yola çıkmanın kısa ve uzun vadede farklı avantajları var…

Yazar
Müjde Alganer
Ankara'da doğdu ve büyüdü. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme bölümünü bitirdi. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İnsan Kaynakları Yüksek Lisans bölümüne devam etti. Farklı bankaların, fabrikaların ve danışmanlık şirketlerinin insan kaynakları bölümlerinde çalıştı. Beyin avcılığı yaptı. İlk romanı, "Yedilemma" Sistem Yayınlarına bağlı Galata tarafından 2010 senesinde, "Var Olmak Yasaktır" adlı romanı ve "Ruj" isimli hikâye kitabı Goa Yayıncılık tarafından 2016 yılında ve üçüncü romanı "Ziziro" Artemis - Alfa tarafından 2019'da yayımlandı.

Bunları da beğenebilirsiniz

Bir Cevap Yazın