Söyleşi/Röportaj

Deniz Dengiz Şimşek: “Ben sadece anlatmayı seviyorum.”

Deniz Dengiz ŞİMŞEK doğduğu Kayseri’de ailesinden özellikle anneanne ve babaannesinden duyduğu masallar, dinlediği aşık atışmaları, halk türküleri ve daha nice sözlü geleneğin zihninde açtığı yerden dünyaya bakıp bizi de oradan baktıran yazarlarımızdan. Şimşek için trajik, hüzünlü, üzücü hadiselerin içindeki mizah ve bu mizahı yazılarına yansıtmak önemli. Kendi hikâyesini anlatırken de aynı mizah çerçevesinden bakıp edebiyat dünyasını tanımak ve kendimi tanıtmak için dergiciliğe giriştim diyor. Bahse konu olan dergicilik serüveni 2012 yılında çıkardığı Semaver Öykü dergisi.  Öykücülüğü ile ön plana çıkan Şimşek’in bugüne kadar yayımlanan Aşk Bilirkişisi (2014 – Öykü ), Boş Parantez (2019 – Roman), Tengizek Destanı’nın Okunabilen Kısmı (2016 – Öykü) ve Rıfat Ilgaz Bir Yeryüzü Ozanı (2018-Biyografi) isimli kitapları bulunuyor. Aşk Bilirkişisi isimli kitabıyla 2014 Orhan Kemal Öykü Özendirme Ödülünü kazanmıştır. 

Deniz Dengiz Şimşek’in 2016 yılında yayımlanan Tengizek Destanı’nın Okunabilen Kısmı yayın evi değiştirerek Vacilando Yayınevi aracılığı ile tekrar okuyucusuyla buluştu. Gonca Atalay

buy levitra uk online

, Sevgili Şimşek ile hem kitabının yeni baskısı hem de edebiyat yolculuğu hakkında bir söyleşi gerçekleştirdi. Keyifli okumalar dileriz.

***

Gonca Atalay (G.A.): Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Deniz Dengiz Şimşek kimdir?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): “Ben bir garip Keloğlanım” mütevazılığında yanıtlamak isterim sorunuzu. Anadolu’nun ortasında dünyaya gelmiş, halk hikâyeleri, maniler, ağıtlar ve türkülerle yoğurulmuş bir çocukluktan geçmiş bir yazan kişiyim. Bir eğitmen torunu, bir memurun oğluyum. Yazdıklarım 2009 yılında yayımlanmaya başladı. O zamandan beri öyküler, denemeler yazmaktayım. Bir öğretmenim ve bundan büyük keyif alıyorum.

G. A. : Bir yazma ritüeliniz ya da yaşam koşullarınıza uyarladığınız bir yazma biçiminiz var mıdır?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Çantamda her zaman defter ve kalemlerim bulunur. Nerede olduğum fark etmeksizin kalemi elime almam gerektiği an geldiğinde yazmaya başlarım. Dışarıdaysam notlar alırım.  Yazma ritüelim var denilemez. Yazma isteğim sürekli olduğundan oturduğum anda yazamaya başlarım. Bazen aylarca yazmam bazen bir oturuşta sayfalarca yazarım.

G.A. : Siz mesleğinizin de etkisiyle genel olarak küçük şehirlerde ya da taşrada bulunmuşsunuz. Şimdi de Kayseri’de yaşıyorsunuz. Böyle düşününce coğrafyanın edebiyat yolculuğunuza etkisi nedir?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Küçük yerlerde daha çok insan hikâyeleriyle haşırneşir olabiliyorsunuz. İnsan ilişkileri daha yoğun yaşanabiliyor. Bunu avantaja çevirmek de size kalıyor. Doğaya daha yakınsınız. İnsanlara daha yakın. Dolayısıyla onların dünyalarına giriş çıkışlar daha kolay oluyor. Bir yazar için belki de bulunmaz fırsatlar doğurabiliyor.

G.A. : Öykülerinizde en çok anlatmayı sevdiğiniz duygu nedir?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Ben sadece anlatmayı seviyorum. Özel olarak seçtiğim bir duygu var mı bilemiyorum, bunu okurlar daha net cevaplayabilir. Ama anlatmaktan en çok keyif aldığım ayrıca anlattığımda yoğun etkilendiğim; insanlığın vurdumduymaz ve çaresi olduğu halde çaresiz gibi davrandıkları halleri.

G.A. : Günümüzün siyasi koşulları ve toplumsal dengeler malum. Bu durum sanat camiasında çok ciddi bir sansür ve otosansür uygulama/uygulamama ikilemini doğuruyor. Sizin de otosansür uygulamak zorunda hissettiğiniz oluyor mu?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Yazdıklarımın yayımlanmaya ilk başladığı zamanlarda bunu yoğun hissediyordum. Otosansüre uğramamak için teknikler geliştirdim. Mizahın imkânları bunu yapmama olanak verdi. Alt metinlerde bunu yapmaya çalıştım. Yazdıklarını bir kenara bırakın düşündükleri için bile cezalandırılan insanlarımız varken bunu yapmanın bir yolu olmalıydı. Haldun Taner’i anmadan geçmek istemem. Hakim düşüncenin eleştirisini yaparak aslında otosansüre karşı geliştirdiği ve hakim anlayışın yüzüne tokat gibi çarptığı bir tekniği görebilirsiniz AYIŞIĞI ÇALIŞKUR adı eserinde. Ben de okurun gülümseyerek okuduğu öykülerde o derin eleştiriyi ve insanlığın haykırışını duyurmaya çalıştım.

G.A. : Tengizek Destanı’nın Okunabilen Kısmı ilk olarak 2016 yılında yayımlanmıştı. Çeşitli nedenlerle yayınevini değiştirerek Vacilando Kitap aracılığı ile kitabınızı tekrar sevenleriyle buluşturdunuz. Bu değişikliğin gerekçesinden bahsetmek ister misiniz? Belki böylece yayınevi arayışı içerisinde olanlar içinde bir fikir verir bu tecrübeniz.

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Özellikle butik yayınevlerinde sömürülmekte yazarlar. İlk kitap heyecanını yaşayanlara yapılmakta genelde. Telif hakları verilmediği bir yana yok bile sayılıyorlar. Bunu söylerken yazarına saygı gösteren, haklarını koruyan yayınevlerini tenzih ediyorum. Yayınevi arayışında olanlara söyleyeceğim şey şudur: orada ya da burada size şirin görünen (Bazı) yayıncılar tarafından hepiniz sömürüleceksiniz. Kitabınızdan para kazanmaya başladıklarında artık telefonlarınıza çıkmayacaklar. Sözleşmelerinizi uzun süreli yapmayın. Araştırın. Soruşturun. Kendinizi ezdirmeyin. Acele etmeyin. Doğru insanlarla çalıştığınızdan emin olun.

G.A. : Kitabın belki de en ilgi çekici öyküsü kitaba adını da veren Tengizek Destanı’nın Okunabilen Kısmı okurda başta gerçek bir arşiv çalışması hissi yaratıyor. Bu öyküyü kaleme alırken sizin aklınızdaki neydi? Bir muziplik var sanki bu öykünün yazılışında.

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Olmaz mı? Tam üzerine bastınız. Muzip bir öykü bu. İktidarların işleyiş şekline bakarsanız bu öyküyü daha iyi anlarsınız.  Nasıl kuruldukları ve hangi amaçları güttükleri, nerelerden nasıl öğütler aldıklarını, nasıl varlıklarını sürdürme stratejileri kurduklarını kendi yöntemimce ancak böyle anlatabilirdim. Aklımdaki de bir ütopyaya ve distopyaya aynı anda dokunabilmekti amacım. Ayrıca bilimsel ve akademik metinlere göndermeler yapmak ve edebiyatın hepsinden daha güzel olduğunu imlemek istedim. Eminim bir akademisyen olsaydım aynı şekilde yazmak ister en kısa zamanda akademiden kovulurdum. Ya da yazmam yasaklanırdı. Her zaman krallığa karşı biri olarak kendi krallığım olsaydı nasıl bir ütopyam olurdu ona da gönderme yapmak istedim.

G.A. :Kitabın ikinci bölümünün başında ilginç bir cümle yer alıyor; “Drogba ve Zülküf’ü aynı cümlede kullanmamızı nasip eden yüce Tanrı’ya şükranla…” nedir bu cümlenin hikâyesi?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Öyle güzel bir yeri yakalamışsınız ki memnun oldum buna. Drogba dünya çapında bir spor yıldızı, Zülküf ise bizim mütevazı bir sporumuz. İkisini aynı müsabakada karşı karşıya getiren hayatın ta kendisi. İkisi de öyle güzel inanlar ki, bir star olmanız ya da herhangi biri olmanızın hiçbir önemi yok. Hayat sizi karşılaştırabiliyor ve buluştuğunuz tek nokta İNSANLIK. İşte buna öyle seviniyorum ki ancak böyle anlatabilirdim. Hepimiz insanız, demek istedim.

G.A. : Yeni bir kitap bekliyor mu 2022 yılında okurlarınızı? Üzerinde çalıştığınız dosyalarınız var mı?

Deniz Dengiz Şimşek (D.D.Ş.): Çalıştığım uzun bir anlatı var. Bu yıl çıkması çok zor.

Yazar
Gonca Atalay
1986 yılında Yozgat’ta doğdum, 1990 yılından beri Ankara’da yaşıyorum. Karadeniz Teknik Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler okudum. Çalışma hayatıma ikiz kızlarımdan sonra kısa bir mola verdim. İlkokul sıralarında başladığım yazma ve okuma çalışmalarım kızlarımdan kalan zamanlarımda halen devam ediyor. 2018 yılında UMAG’da yazma üzerine verilen seminerlere katılarak Gürsel KORAT, Mehmet EROĞLU, Çiğdem ÜLKER gibi isimlerle çalışma imkanı buldum. Öykülerimden bazıları Ada, Edebiyatist gibi dergilerde yayımlandı. Edebiyatın yanı sıra uzun süredir fotoğrafçılık ile de ilgileniyorum. Çeşitli karma sergilerde fotoğraflarım sergilendi.

Bir Cevap Yazın