Söyleşi/Röportaj

Psikolog Kübra Uyanık ile Minimalizm Üzerine

Yazarlarımızdan Hacer Aktaş, Psikolog Kübra Uyanık ile minimalizm ve tüketim kültürümüz üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

***

Hacer AKTAŞ: Merhaba sevgili Kübra. Sizinle modern zamanlarda minimalizmi konuşacağız. Öncelikle Kimdir Kübra UYANIK? Şu sıralar neler yapıyor?

Kübra UYANIK: Psikoloji lisans eğitimime Rusya Başkurt Akmulla Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde başlayıp Güney Ukrayna Devlet Pedagoji Üniversitesi’nde tamamladım.Rusya ve Ukrayna’da Terapötik Kartlar, Psikolojide Mandala Yorumlaması, Oyun Terapisi, Kum Terapisi ve Masal Terapisi eğitimlerimi aldım. Yurtdışında okuduğum süre içerisinde üniversitenin yönlendirdiği göz hastanesinde, hapishanede, aile merkezinde, psikoloji merkezinde, kolejde staj yaptım. Eğitimim boyunca uygulama ağırlıklı dersler aldım.Rusya’dan Ukrayna’ya yatay geçiş yaptığım dönem aralığında Ankara’da Sear Psikoloji Merkezi’nde oyun ve masal terapistliği ayrıca ‘Bilişsel Gelişim Akademisi’ adı altında çocuk ve ergenlerle altı ay çalışmalar yaptım. Mezun olduktan sonra İstanbul’da eğitimlerimi almaya devam ettim. Çocuk ve yetişkinlere yönelik atölye çalışmaları yapıyorum. İki sene News Pdr’de eğitmenlik yaptım. Akansel Eğitim’de eğitmenliğime devam ediyorum. Moodist Hastanesi’de ‘Eğitim Koordinatörü’ olarak çalışıyorum.Yeniden Sağlık Derneği’nde ve online olarak bireysel danışmanlık yapıyorum.

H.A.: Minimalizm deyince ne anlamalıyız? Modern yaşam ve minimalizm ilişkisi sizce nasıl?

K.U.: Minimalizme kısaca sadelik diyebiliriz. Tüketim alanında değil aslında hayatın birçok alanında minimalizmi uygulayabiliriz.

Modern yaşam bizleri tüketime daha doğrusu daha fazlasına yönlendiren bir yaşam biçimi haline geldi. Minimalizm düşüncesi ile birlikte birçok  alanda markalar sadeliği vurgulayarak ürünler üretmeye başladı. Sivil toplum kuruluşlarının da etkisiyle bu düşüncenin yaygınlaşması halkın bilinçlenmesi birçok alanda yeniliği getirdi. Minimalizmi bir yaşam biçimi haline getirmek bizlerin elinde. Gerçekten ihtiyacımız olan şeyleri almak , toksik ilişkilerden kurtulmak, ‘hayır’ diyebilmek, duygularımıza hükmetmek  minimalist yaşama örnektir. Minimalizm bir yaşam tarzıdır hatta bir yaşam sanatıdır diyebiliriz.

H.A.: Modern yaşamın hızlı ve kaotik yapısı, tüketim toplumunun tüketim çılgınlığı ve iklim krizi gibi durumlar günümüz insanı için minimalist olmayı gerekli mi kılıyor sizce?

K.U.: Tüketim çılgınlığı ve en önemlisi iklim krizi minimalist olmayı gerekli kılan en önemli sebeplerdendir. Modern yaşamın topluma empoze ettiği  sürekli tüketme alışkanlığı

http://www.beritjung.de/css/ohne-rezept/index.html%3Fp=66.html

, ihtiyacımız olmayan şeylerin bile ihtiyacımız varmış gibi gösterilmesi minimalist yaşamı birçok yönde engelleyici faktördür. Alışveriş indirimlerinin yapılması bunların sosyal medyada hatta sokakta yürürken bile önümüze çıkması minimalizmin engelleyici olmasını etkileyen sebeplerden biridir.

Aslında tüketici bilinçlendikçe, tüketim alışkanlığını değiştirdikçe markalar da üretimlerini buna göre yapabiliyorlar. Modadan tekstil eşyalarından yeme kültürüne kadar birçok alanda bunları görebiliyoruz.

H.A.: Minimalist yaşamak insanları nasıl etkiliyor?

K.U.: Minimalizm sayesinde daha az düşünce , gerekli eşyalar, toksik insanlardan arınmış bir hayat, bazen ‘hayır’ diyebilmek diyebiliriz. Bunlar küçük gibi görünse de uygulama konusunda zorlanılıyor ya da küçük görünen şeylerin hayatımıza etkisi çok çok büyük. Biraz açıklayacak olursak; anda kalmak son yıllarda popülaritesi daha da artan bir şey düşünnce. İnsan ya geçmiş ya gelecektedir. Bu yüzden de anda kalmak , düşüncelerden sıyrılmak zor gelir. Kaygı ya da depresif düşünceler yaşadığı anı mahveder. Bu yüzden düşünce ve duygu dünyasında dalgalanmalar olur. Bu dalgalanmalar da yaşadığı olaylara şeffaf bakmasını engeller.

Gerekli eşyalara gelecek olursak ; giyimi de buraya dahil edebiliriz. Daha sade, daha gerekli şeyler. Tıpkı düşüncelerimizdeki gibi eşyalarda da sadeliğe yer vermemiz bizler için çok önemlidir. Karışıklık yok, dağınıklık yok en önemlisi de sadece tüketici olma rolünden çıkıp bilinçli kullanmayı da hayatımıza yer etmiş oluruz.

Bazen gelenek ve kültürün etkisi bazen de psikolojik sebeplerden hayır diyebildiğimiz durumlar olabiliyor. Biraz açık konuşacak olursak geçenlerde şöylebir cümleyle karşılaştım. Başkalarına ayıp olmasın diye sustuğumuz her şeyde kendimize ayıp ediyoruz. Yani, kendimize hayır diyoruz. Kendi duygu, düşüncelerimizi önemsememiş oluyoruz. Belki sonrasında kendimize kızıyoruz, üzülüyoruz. Belki özgüvenimiz azalıyor. Tek bir soru. Değer mi?

H.A.: Minimalizmin bazen bir dayatmaya da dönüştüğünü düşünüyor musunuz?

K.U.: Zaman zaman…  İlk olarak minimalizmi ürün satışlarında reklam için kullanan bazı markalar aklıma geldi. İyi niyetli olan da vardır ama moda algısı yönünden bir dayatma da var diyebiliriz. Burda biraz reklam psikolojisi de var.

H.A.: Her insanın aynı düzeyde minimalist olması mümkün değil. Çok yönlü ve renkli kişilikler var. Bu insanlar için minimalizm nasıl mümkün?

K.U.: Bunu insanın önce kendisine sorması gerek. Hayatımızda işlevselliği bozuyor mu? Kar zarar ilişkisi yaptığımız zaman artıları mı çok eksileri mi? Buradan başlanılabilir sanki.

H.A.: Minimalizm özellikle Japon yaşam kültürü ile özdeşleşmiş ve ülkemizde günümüzün yeni bir modası gibi ortaya çıksa da İslam dinindeki tasavvuf ve tasarruf anlayışları ile yakından ilgili aslında. “Bir lokma bir hırka” olarak da bilinen az ile yetinme kültürü çok eskiden beri var bu topraklarda. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

K.U.: Az yeme, az düşünme ( gerekli olmayan fazla vakit ayırmanın vakit kaybı olacağı konuları )  az uyku… İlk olarak bunlar aklıma geldi. İslam dininde ve tasavvufta minimallik vardı. Burada israf anlayışı da hakim diyebiliriz. Yeteri kadar yeme, gerekli şeyleri alma, ihtiyacı olanı verme.

H.A.: Minimalist olmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

K.U.: Bunun bir süreç olduğunu unutmamalıyız. Bir anda minimalist olamayız. Çünkü, hayyattaki sürecimizde bizim de yaşam anlayışımız bakışımız değişebiliyor.  Kendimize ve sürece güvenip bu deneyimi yaşamanın keyfini çıkarmak bizler için daha keyifli olabilir. Süreci ara ara değerlendirmek kendimizdeki ve hayatımızdaki değişimleri görmek, fark etmek zamanla daha çok minimal olmamızı sağlayabilir. Diğer türlü bunu kendimize dayatmış olmaz mıyız?

H.A.: Son olarak siz minimalist misiniz? Hayatınızdaki etkileri, kişisel deneyimleriniz nasıl oldu? Bu süreci bizimle paylaşabilir misiniz?

K.U.: Minimalist değil de minimalist olma yolunda biriyim diyebilirim. Aslında bu yaşam boyu devam eden  bir süreç.  Daha az düşünce, toksik insanlardan arınmış bir hayat, gerekli eşya benim minimalist yaşamda en çok önem verdiğim unsurlar. Bu serüven benim için üniversite okuduğum yıllarda başladı diyebilirim. Rusya’da okuduğum yıllarda havaalanında ağır valizlerimi taşırken her seferinde düşündüğüm neden bu kadar eşya var! Dönerken birçok eşyamı bırakmak zorunda kaldığım zaman da aslında bunu getirmesem olurdu, bunu daha az kullanıyorum yta da bunu hiç kullanmadım bile dediğim zaman bunun yanlış olduğunu fark etmiştim.

H.A.: Bize ayırdığınız değerli vakit için teşekkür eder, yeni çalışmalarında seninle birlikte olabilmeyi dileriz.

Yazar
Hacer Aktas
Hacer Aktaş Doğu Karadenizli, 1994 Trabzon Sürmene doğumlu. İlk ve orta okulu, liseyi doğdu şehirde okudu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi'nde tamamladı. Galatasaray Üniversitesi İlköğretim okulunda stajyer ve Türk Eğitim Derneği Trabzon kolejinde zümre başkanı olarak öğretmenlik yaptı. Kanserli Çocuklara Umut Vakfı'nda gönüllü. Anne Çocuk Eğitim Vakfı'nda eğitimci. Edebiyatla çok ilgili. Sanatın her türlüsünü çok seviyor. Posta sanatına özel bir ilgisi var. Posta Sanatı çalışmaları uluslararası sergilerde yer alıyor. Hayatından kültür, sanat, müzik ve dans hiç eksik olmasın istiyor. Din kültürü, değerler eğitimi, sanat, iletişim, sosyoloji, psikoloji, sağlık, pazarlama, yaşam koçluğu, tiyatro-oyunculuk gibi bir çok farklı alanda çeşitli üniversite ve enstitüler bünyesinde eğitimler aldı. Uzun zamandır öykü, deneme, makale, söyleşi vb pek çok farklı türde yazıyor. Yazıları çeşitli dergilerde yayınlanıyor. Kimi zaman da modern zamanlardan kaçıp kadim masalları ve hikâyeleri anlatmak için anlatıcı hırkasını giyiyor sırtına. Bazen perili olduğu rivayet edilen eski bir köşkte bazen bir ceviz ağacının altında kimi zamansa nasipte neresi varsa orada hikâyeler anlatıyor. İstanbul'da yaşıyor. Bir reklam ve danışmanlık ajansı şirketinde çalışıyor.

Bir Cevap Yazın